Şu da unutulmamalı: Savaştırılan insanlar, gözleri karartılarak yıllarca birbirleriyle vuruşturulanlar, her şeye rağmen barıştan o kadar yana ki, devlet dur deyince, bir fırtınanın aniden bitmesi gibi savaşmayı, çatışmanın tam ortasında durdurabiliyorlar.
Mutsuz olmak için harcadığın tek bir an sana geri gelmeyecek. Yaşamının ne zaman başladığını biliyorsun, ama ne zaman biteceğini bilmiyorsun. Yaşadığımız her saniye bize sunulmuş bir hediyedir ve onu ziyan etmememiz gerekir. Mutluluk şimdiki zamanda yaşanır.
Der ki, "İnce düşünen insanların en sık yaptığı hata, kişiliği küçük olan insanlara büyük anlamlar yüklemektir". Durumu ne güzel özetlemiş değil mi ? Bu küçük insanlar sizin yüklediğimiz o büyük anlamları taşıyamayacakları için her zaman düşürüp kırarlar.
Şu biyolojik gerçeği asla aklınızdan çıkarmayın. Vücudumuzun arka planında meydana gelen sayısız düzenlemeler her zaman gerçek patron olan "otonom sinir sistemi" tarafından organize edilir çünkü insan bedeni, insanın kendi kontrolüne bırakılmayacak kadar değerlidir.
Hayatında hiç Afrika'ya gitmemişti. Hayatında hiç kesilmemişti. Hayatında ne çocuk doğurmuş ne de karnında taşıyıp büyüttüğü çocuğunu terk etmenin acısını yaşamıştı. Ne Mali'yi, Cezayir'i boydan boya geçmiş ne de koynunda kızıyla günler ve gecelerce aç susuz hâlde, bir kargo gemisinin ambarında saklanmıştı. Yakalanıp ülkesine geri gönderilme korkusunun ve çaresizliğinin nasıl bir şey olduğunu bilmiyordu.