Biri bir şey mi kaybetti, bir insanı, bir sevinci ya da mutluluğu örneğin, asla umutsuzluğa kapılmamalıdır; çünkü her şey ileride daha görkemli bir şekilde kendisine dönüp gelecektir. İlle de elden çıkıp gidecek olan çıkıp gider elden, bizim olan bizde kalır, çünkü her şey kavrayış gücümüzü aşan ve bizim görünürde çelişki içinde bulunduğumuz yasalar uyarınca gerçekleşir. Bizlere düşen, kendi içimizde yaşamaya bakmak, tümüyle yaşamı, onun kendisinde barındırdığı milyonlarca olanağı, yaşamın boyutlarını ve yarınları düşünmektir; bütün bunlar da dururken, ne geçmişe karışmış, ne yitirilmiş bir şeyin sözü olabilir.
Nasıl bir hârika fabrika ki, binler çeşit çeşit kumaşları basit bir maddeden dokuyor. Şeksiz, bir fabrikatörü ve meharetli bir makinisti tanıttırır. Öyle de, küre-i arz denilen yüzbinler başlı, her başında yüzbinler mükemmel fabrika bulunan bu seyyar makine-i Rabbaniye, ne derece bu insan fabrikasından büyükse, mükemmelse, o derecede okuduğunuz fenn-i makine mikyasıyla küre-i arzın ustasını ve sahibini bildirir ve tanıttırır.