“her seferinde biraz daha yorulacaksın kendini anlatmaktan. özet geçmeye çalışacaksın her şeyi. özetler de birbirinin özeti olacak. git gide kısa ve kestirme cümleler kurmaya başlayacaksın. en sonunda ya tamamen susacaksın ya da bambaşka şeyler anlatmaya başlayacaksın..”
“Melâli anlamayan nesle âşinâ değiliz.” demiş Ahmet Haşim.
Melâl; hüzün demektir. Arapçadan dilimize giren melâl, melül ile aynı kökten. “Hâl-i pür melâl” ise keder dolu durumdur.
Yüz yıl önce, hüznü bilmeyen nesle yabancı olduğunu söyleyen Haşim, bugün ne düşünürdü acaba?