Bazı yetişkinlerin kararları, çocukların sonlarını düşünmeden ve nasıl etkileneceklerini bilmeden atılmış bencilce adımlardır. Savaşın karanlık gölgesi çocukların üzerine bir çığ gibi düşer her defasında. Kitapta da anlatılan ötekileştirmeyi, insanları insan kategorisine sokmadan ayrıştırmayı görmemek imkansızdır. Holokost milyonlarca masuma yapılan planlı bir katliamdır. Naziler, Yahudileri “asalak haşarat” olarak görmüş, dünya üzerinden büyük bir nefretle silmek istemişlerdir. Ve Yahudi ırkının kökünü kurutmayı bir hak olarak görmenin yanı sıra sorumluluk olarak görmüşlerdir.
Çizgili Pijamalı Çocuk” için bir çocuk kitabı demek zor geliyor bana. Okurken tarihin penceresinden Yahudi soykırımını izlemek, Führer’in benzersiz ırk ideolojisine bağlılığından binlerce insanı yok ettirmesini gözlemlemek acı bir deneyimdi benim için. Sırf ırkından dolayı dışlanan, hor görülen ve acı çektirilen masumların hikayelerini kıyısından izlemek bile oldukça kötü hissettirdi. Birisi Alman diğeri Yahudi bir çocuğun dikenli tellere aldırmadan birbirlerine sıkıca bağlandıkları ve korkusuzca dost oldukları anlarda ise içimin ısındığını hissettim.
Çizgili Pijamalı Çocuk, duygu geçişlerini mükemmel şekilde yansıtarak bizi o zamanlara götürüyor. Zamanın akışına darbe vuran acı çığlıkları sessizce haykıran çocuklar bu hikayenin en masumları oluyor. Hikayenin içinde, dışında, sonunda, başında hep bir tarafında kendinize ait bir yer bulacaksınız.
Okumanızı ve filmini seyretmenizi içtenlikle tavsiye ederim. Yazımın sonunu kitaptan en sevdiğim cümle ile bitireceğim.
“Buraya isteğim dışında getirildin, tıpkı benim gibi. Eğer bana sorarsan hepimiz aynı gemideyiz ve gemi su alıyor.” (Sayfa 58)
Kitaplarla kalın…