Üç yaşın sonunda 100 milyar nöron taşıyan insan beyni fiziksel büyümesinin %85’ini tamamlamış olur bu da tüm düşünme ve öğrenmenin temelinin büyük bölümünün oluşması demektir. Bilim beyin gelişiminin erken çocukluk dönemindeki bir çocuğun dil ortamı ile ilgili olduğunu göstermektedir. Bu gerçek üç yaştan sonra beynin gelişmeyi durdurduğu anlamına gelmez fakat bu yaşların ne kadar önemli olduğunu vurgular.
Doğurmadan önce okuduğumda bu kadın ne saçmalıyor deyip doğurduktan bir buçuk sene sonra okuyunca çok anlamlı gelen bir kitap
Sadece postpartum depresyon konusu ele alınmamış. İnsanlık hallerine özellikle kadınlık hallerine içimizdeki çelişen ve çatışan sesleri anlatmış. Bu sesleri bir otobiyografi romanında okumak yalnız hissettirmese de, o sesler tek bende yokmuşş ya desemde okurken yorulmadım değil. Heleki çatışan seslerin gürültüsü arkadan gelirken
Çünkü çelişkilerimle baş edemiyordum. Parmak kadınları taşıyamıyordum. Oldum olası zorlanmışımdır içimden sesler korosuyla baş etmekte. Birini kayırsam ötekine yaranamazdım bir türlü. Azıcık sevmeyegöreyim birini, diğerleri başlardı mızmızlanmaya. Hep böyleydi bu. Biraz ona biraz buna yaslanarak idare ediyordum senelerdir. Ama doğum yaptıktan sonra bu sistem işlemez oldu. Kendi içimdeki çoğulluk ile anneliğin sorumluluklarını bütünleştiremedim. Annelik teklik, tutarlılık, bütünlük istiyordu. Bense altı ayrı sese bölünüyordum her adımda. Dengeleyemedim. Beceremedim. İşte o zaman beni kendi içimdeki çoğul seslerden kurtaracak bir dış etken istedim…
1. Analığın bir kadının temel vazifesi oldugunu ve her işten yüce oldugunu vurgulayan, bu ugurda kadınların her türlü fedakarlığı yapmaları gerektiğini ve mümkün mertebe evlerinde kalmalarını salık veren geleneksel söylem.
2. Çocukta yaparım kariyerde sloganıyla her işi eksiksiz pürüzsüz kotaran, süpermarketlerde jet hızıyla alışverişini tamamlayıp, evde ve işyerinde herkesin ihtiyacına koşan, en güzel mamaları iki saniyede mikserden geçiren süperdişi imajı ve bu imajı pompalayan renkli-kadın-dergisi-söylemi.