“Mardin ’de kimse ana dilini komşu diline katıştırmadan konuşmaz. ” demişti Ali gülerek. “Yedi dilli yedi dinli bir şehirdi eskiden Mardin. Şimdi sadece dört dil kaldı. Ermenice, İbranice, Aramca gitti. Arapça, Türkçe, Kürtçe, Süryanîce kaldı. Eski şehirde, yani şimdi bulunduğumuz bu kale eteğindeki asıl Mardin ’de genellikle Arapça hakimdir: Sonra Kürtçe ile Türkçe gelir. Süryanîce konuşan az ama yurt dışına gidenler geri döndükçe çoğalıyor. Burada komşu önemlidir; ekmeğin, tuzun, şekerin biterse, bakkala gitmeden önce komşundan istersin. Konuşurken de aynısını yapıyoruz işte, kelimede tıkanınca, komşunun dilinden ödünç alıveriyoruz, lokmamız da ortak dilimiz de. ”