Müderris İdris

Göksel bir krallık gibi erişilmez görünen yalçın kayalar üstündeki kalenin eteğinden basamak basamak ovaya uzanan eski Mardin ile; halkın Yeni Şehir dediği, Diyarbakır yönünde gelişen bölge arasında, binlerce yıllık biçimsel uçurum vardı. Anlamsız bir telâşın beceriksiz elleriyle yarım yamalak modernize edilmiş, çok katlı, çok farklı, çok renkli betonarme yapıları, Öykünmeci rekabetle birbirini tekrarlayan mağazaları, çoğu tamamlanmamış, tamamlanması zamana, günlük akışa ve alışkanlıkları tedirgin eden sürpriz özverilere bırakılmış sokakları ile Yeni Şehir; eski Mardin’den yani özünden asırlarca uzakta görünüyordu.
Sayfa 83 - Ketebe·Kitabı okudu
Edebiyat
Reklam
Bir şehirden fazlasıydı Mardin. Renklerin, nesnelerin, dükkânların ve insanların cıvıldadığı Birinci Cadde’den inip Nusaybin yoluna düşmeden evvel, kocaman harflerle şehrin adı yazılmış fotoğraf çekme alanında objektiflere çapkınca poz veren; antik ordu şehri Dârâ’yı görüp gece dönerken ovadan bakıldığında gökyüzünün boynunda ışıl ışıl gerdanlığa dönüşen; Yeni Yol üstündeki Şeyh Muhammed Zırrar Mezarlığı’nda, en güzel yanını dirilere değil ölülere gösterdiğini düşündürten; ovadan kale eteğine dek, elden ele, omuzdan omuza, tek tek taşınmış taşlarla, zaman içinde asırlar süren çaba ve emekle inşa edilmemiş de, sanki Tanrı “OI! ” demiş oluvermiş hissi uyandıran Mardin, bir şehirden çok daha fazlasıydı, evet!
Sayfa 82 - Ketebe·Kitabı okudu
Edebiyat
“Şaşırmayı unuttuk” demişti Rıfat Bey Roma’da. “Literatürde büyümek diyorlar buna, çocukluktan kurtulmak diyorlar. Halbuki hayret yoksa, hayat da yoktur. Sadece ölüler hiçbir şeye şaşırmaz! Ceset kalmamalı insan, her an bir cenin olmalı, hayrete doğmalı, hayatı hayran yaşamalı! Asıl macera budur Josef, yaşayana aşkolsun! ”
Sayfa 63 - Ketebe·Kitabı okudu
Edebiyat
“Mardin’de adı Şehmus ile Sultan olanları bir kenara ayırırsan, diğer isimler çok daha kolay sayılır. Mardin'e yirmi kilometre mesafedeki Şeyhan köyünde Sultan Şehmus olarak bilinen bir sufi türbesi var. Şeyh Musa. Halk kısaltarak Şehmus diyor. Şifa arayan ve bebek bekleyenlerin ziyaret ettiği bir kutlu kişidir Sultan Şehmus. O yüzden binlerce kadının adı Sultan, binlerce erkeğin adı Şehmus ’dur. ”
Sayfa 58·Kitabı okudu
Edebiyat
“Mardin ’de kimse ana dilini komşu diline katıştırmadan konuşmaz. ” demişti Ali gülerek. “Yedi dilli yedi dinli bir şehirdi eskiden Mardin. Şimdi sadece dört dil kaldı. Ermenice, İbranice, Aramca gitti. Arapça, Türkçe, Kürtçe, Süryanîce kaldı. Eski şehirde, yani şimdi bulunduğumuz bu kale eteğindeki asıl Mardin ’de genellikle Arapça hakimdir: Sonra Kürtçe ile Türkçe gelir. Süryanîce konuşan az ama yurt dışına gidenler geri döndükçe çoğalıyor. Burada komşu önemlidir; ekmeğin, tuzun, şekerin biterse, bakkala gitmeden önce komşundan istersin. Konuşurken de aynısını yapıyoruz işte, kelimede tıkanınca, komşunun dilinden ödünç alıveriyoruz, lokmamız da ortak dilimiz de. ”
Sayfa 54 - Ketebe·Kitabı okudu
Edebiyat
Reklam