Kemal Tahir bu dev eserinde bizi Söğüt’ün tozlu yollarına Osmanlı’nın henüz bir fidan olduğu o çetin yıllara götürüyor. Ancak Devlet Ana alışılagelmiş kahramanlık güzellemelerinden çok daha fazlası o, bu toprakların ruhunu batının karanlık feodalitesinden ayıran o nsanı yaşat ki devlet yaşasın felsefesinin edebi bir inşasıdır. Kitabı okurken şunu fark ettim. Kemal Tahir tarihi sadece savaşlarla değil halkın diliyle, geleneklerle ve o meşhur Osmanlı damarı ile anlatıyor. Romandaki Şeyh Edebali’den Ertuğrul Bey’e hatta o meşhur eşkıyalara kadar her karakteradaletin mülkün ve insani onurun birer parçası olarak kurgulanmış. Kemal Tahir’in dili tıpkı anlattığı dönem gibi kemikli sert ama bir o kadar da bilgece. Benim için bu kitabın en özgün yanı Batıdaki Baba Devlet kavramına karşı
bu coğrafyanın Devlet Ana' koruyan, kavramını bir kalkan gibi öne sürmesi. Osman Bey’in bir aşiretten bir devlet çıkarma serüveni, aslında bir toplumun nasıl bir aileye dönüştüğünün hikayesidir.