"Leylâ Erbil acıyı, sevgiyi, inancı, ölümü 'estetize' etmekten kaçınır. Kişilerini trajik kahramanlara dönüştürmemeye özen gösterir. Onlar 'Bizhalk'ın üyesidirler: Hatalı, yalancı, duyarsız, çıkarcı, zayıftırlar. Zaaflarını hoş görmez kişilerinin. Tam tersine onlara vurgu yapar. Erbil'de düzenin yandaşları gibi düzenin karşıtları da aynı acımasız 'eleştirel bilinç' önündedirler. Olumlu kişileri bile kurtulamaz eleştirilmekten.
(...)'Siyasal' bir okumaya son derece açık ve uygun olan Üç Başlı Ejderha, yazarın araya girerek Burmalı Sütun çevresinde yeni bir anlatısal katman oluşturmasıyla, beklenmedik bir kesintiye, bir belirsizleştirilmeye uğratılır. Sorular yanıtsız bırakılmıştır. Geride kalan sadece kötülük ve tarihten devralınmış siyasal cinayetlerdir..."
-Ahmet Oktay-
Üç Başlı Ejderha İncelemesi - Şahsi Yorumlar
Abis Metaforu: Eserde her şeyden ve bütün kalabalıklardan uzak, ama kendi içerisinde büyük bir karmaşa yaşayan kadının “dipsiz” bir dünyası vardır. Okur anlatıdaki dünyayı bu yarı meczup kadının dipsiz kuyusundan izler. Eserde geçen abis ise okyanusların 2000 metre altındaki yaşama verilen isimdir. Diğer bir adının dipsiz olduğu bilinir. Karanlıkta yaşayan varlıkların yeridir abis. Metindeki özne de bu karanlıkta yaşayan ve gün yüzüne çıkamayan birisidir. Kadının yaşamıyla abis adeta bir bütünlük kazanır. Yazar, abis sözcüğünü ustaca düşünüp metin içerisinde kullanarak merak uyandırır: Abis, bastırılan, dışlanan, yüzleşmeye cesaret bulunamayan, travmasını bir yere koyamadığımız yaşantıların atıldığı yer anlamında kullanılıyor. Abis, mitolojide tiranların, canavarların, bazı kovulmuş tanrıların Zeus tarafından atıldığı zifiri karanlık bölgedir. Yazara göre, tarih ve ortak bilinçdışımız bir abis alanı, bir unutma bölgesidir. Birbirini doğuran nedenler,