Altı Harfli Bir Tatlı, modern hayatın görünmez insanlarından biri olan Selime Teyze'nin, bir anda her şeyi geride bırakıp sessiz bir köydeki kaçışının hikayesini anlatıyor. Roman, onun burada annesiz büyümenin derdini taşıyan Meltem ile karşılaşmasıyla derinleşiyor.
Yazar, "yaşlıların yok sayıldığı, insanın yalnız bırakıldığı bir çağın" resmini çizerken, aslında hepimizin bildiği bir duyguyu merkeze alıyor: "Beklemek". Selime Teyze'nin, "Telefonun başında çocukların aramasını bekleyeyim... ağaç yapraklansın diye bekleyeyim" diye tarif ettiği bu bekleyiş, kitabın kalbini oluşturuyor.
Romanın en güçlü yanı, bizi yalnızca iki kadının değil, modern hayatta hepimizin zaman zaman hissettiği "görünmezlik" ve "ait olamama" duygularıyla yüzleştirmesi. Şermin Yaşar'ın sade, akıcı ve içten anlatımı, bu evrensel temaları samimi ve dokunaklı bir hikayeye dönüştürmüş.
Altı Harfli Bir Tatlı, okura hayatın içindeki küçük bekleyişlerin ve sessiz yalnızlıkların aslında ne kadar büyük hikayeler barındırdığını hatırlatan, sıcak ve düşündürücü bir roman.