Tabiîdir ki, asıl güzel açlık, değerli açlık, hakikate açlık; asıl susuzluk, gerçek susuzluk, öteye susayıştır. Ab-ı hayat peşinde olmaktır asıl susayış. İnsanın kendi sırrına, varoluşunun sırrına erişi, bir an bile Yaratıcı'sından uzak kalamama susuzluğu ve açlığıdır, gerçek açlık ve susuzluk.
Hakikate ermek kolay değil. Mağara dönemi var. Işığın değerini bilmek için karanlıkların mahpusu olmak gerekir. Nimetin değerini bilmek için aç kalmanın, susuz kalmanın yeterli olacağı gibi. Ama bu değer bilişin önemi yok. Çünkü: bir zamanlar mahrumken bir gün nimete kavuşan insan kısa bir süre sonra unutur o günleri.