Şeyh İbn Badis ile birlikte Şeyh İbrahimi, Cezayir'deki gerçek bir "kültür devrimi"nin ruhu oldu. Bu ruh sayesinde de Cezayir halkı, yüz otuz senelik yabancılaşmanın ardından 1962'de hürriyetine kavuştu.Onlar, hem Türkiye'de Ziya Gökalp'in, birkaç yıl sonra Mustafa Kemal tarafından uygulamaya konulan "modernleşme"yi "Batılılaşma" ile karıştıran, Batı'nın mekanik (otomatik, kafa yormadan, makine gibi) bir taklidiyle İslam'ın ruhunu kaybettiren fikirlerini hem de kör tutuculuğu reddediyorlardı.
Abdullah b. Amr vaktiyle şöyle diyordu: "Seninle ilgisi olmayan bir şeyi bırak ve seni ilgilendirmeyen şey hakkında da konuşma. Paran saklayıp tuttuğun gibi dilini sakla ve tut."