Sahte arzular, duyusal nesnelerin tüketimi ya da sahipliği yoluyla elde edilen hazza dönük arzulardır ve tanımları gereği hep daha fazlasına muhtaç bırakan, doyurulamaz, dipsiz bir iştah uyandırırlar. Hakiki arzularsa esenliğe yönelmiştir ve bu iyi oluş haline ulaşmak için rasyonel bir aklın duyusal arzuları terbiye etmesi ve frenlemesi gerekir. Böylece sınırsız duyusal arzular ile ruhani esenlik arzusu arasında bir karşıtlığa ulaşırız.
Son dönemdeki gelişmelerle beraber küresel kapitalizm, temel yapısında öyle büyük değişimlere gitti ki ona hala kapitalizm denebilir mi, kuşku duyulsa yeridir-ya da Yanis Varufakis'in sözleriyle, "kapitalizm öldü. Şimdi karşımızda çok daha kötü bir şey var."5 Varufakis bu yeni çağa "tekno-feodalizm" diyor.
Bilimsel ilerlemenin insanların acısını azaltacağını söyleyen teknokratik rüya, ideal kapitalist metayı üretiyor: tesirli, bağımlılık yaratan ve giderek daha fazla yan etki üreten bir meta.
Rivayete göre İtalyan besteci Gioachino Rossini 'ye en büyük besteci kim diye sormuşlar; "Beethoven" yanıtını vermiş. Karşısındaki, "Peki ya Mozart?" diye sorduğunda, Rossini sakince taşı gediğine koymuş: "Mozart en iyi besteci değil, tek bestecidir!"