Arif

Tüm bu anlatılanlardan da anlaşılmaktadır ki, teizm tarafından özellikle kötülük sorunuyla Tanrı kavramı arasında problem olduğunu düşünenlere karşı sunulan “teodiseler ve savunmalar” nihai bir çözüm olmasa da başarılı bir yöntemdir. Zira alemde kötülüğün olduğu düşüncesinden yola çıkarak bir Tanrı'nın varlığını ya da sıfatlarını reddetmek çok makul ve tutarlı bir yaklaşım olmasa gerek. Çünkü yeryüzünde aklı ve iradesi ile diğer varlıklardan ayrılan insanoğlu kendisine verilen özgür irade sayesinde iyi ve kötü fiilleri işleme kabiliyetine sahiptir. Onun işlediği kötü fiillerden Tanrı sorumlu tutulamaz. Ayrıca âlemde kötülüğün miktarının fazla olmasından hareketle Tanrı'yı inkâr etme düşüncesi de geçerli bir sebep değildir. Zira âlemde iyilik ve kötülüğün miktarını ölçebilecek bir durumumuz yoktur. İnsanlardan kaynaklanan kötülükler çokça gibi görünmektedir. Lakin insan dışında aleme baktığımızda doğa yasaları, gezegenler, yıldızlar, oksijen, su, bitkiler vb. bunlarda canlıların hayatlarını devam ettirmelerine bir engel görmüyoruz. Kısacası, var olan bu düzenin bir anda darmadağın olacağı düşüncesiyle hayatımızı devam ettirmiyoruz. Sabah kalktığımızda hiçbirimiz oksijen almayacağımızı, güneşin doğmayacağını ya da yerçekimin artık olmayacağını düşünmüyoruz. Hepimiz alışılmış düzende doğa yasalarının devam edeceği kabulüyle günlük yaşamımızı devam ettiriyoruz. Aslında âlemde var olan bu düzen ve intizam kötülükten daha çok iyiliğe işaret eder. Kötülüklerin çok fazla ya da gereksiz olduğu fikri bir anlamda insanın Tanrı hakkında yeterince bilgi sahibi olmadan, kendi düşünce ve muhakemesinden hareketle Tanrısal fiillerin nedenini arama çabasından kaynaklanmaktadır. Kötülük probleminde teizm tarafından geliştirilen cevaplar yeterli bulunmayabilir. Çünkü kötü ve kötülük
Sayfa 186·Kitabı okudu
1000Kitap
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Yine yalnızlığın sahillerini arşınladım bugün: Neredesin sen? Ey var olan yok, ey mevhum ve muhakkak hayal: Neredesin sen? Tatar Çölü'nün Drogo'su gibi sabır, inat ve aldanışla bekliyorum: Neredesin sen? Sahiden var mısın? Varsan gelecek misin? Gelsen olacak mısın: Neredesin sen? Mehmet Fatih Kaya
1000Kitap

Arif

, bir kitap okudu
Puan vermedi·80 syf.·
2026 68. kitabı
Guillaume Paoli
7/10 · 7 okunma
Eşitsizlik her zaman karşılıklı bir ilişkidir. Marx Kapital'de ki kısa bir dipnotta şöyle der: "Örneğin, bir kral sırf diğer insanlar ona tebaa olduğu için kraldır. Oysa insanlar, o kişi kral olduğu için kendilerinin tebaa olduğunu zanneder." Gayri şahsi bir kral söz konusuyken de geçerlidir bu. Ancak bazen mikro durumlar inancın kaybolmasına yeter. Felaket ilerle dikçe (temiz hava, su, sağlık hizmetleri ve eğitime erişim gibi) hayati kaynaklar üzerindeki çatışmalar çoğalacak, eşitsizlik sorunu çok somut bir hal alacaktır.
1000Kitap
Hinton'a göre, yapay zeka robotlarının, tıpkı insanlar gibi kulağa hoş gelen saçma şeyler söyleyebilmenin ötesinde, daha iyi yapabildiği başka bir şey var: insanları yapay zekanın talimatlarının doğru olduğuna ve bunlara uyulması gerektiğine ikna etmek. Kendi kendini optimize etmeye ayarlı bu robot çok kolay kontrolden çıkıp amacına ulaşmak için gerekirse yaratıcılarını karşısına alabilir. Elbette makinenin üstün zekasının değil, kullanıcılarının manipüle edilebilirliğinin arttığının bir işaretidir bu. Görüntü ve bilginin gerçeği ile sahtesini ayırt etmek zaten artık neredeyse imkansız. Hinton üretici yapay zekanın beraberinde getirdiği son derece büyük risklerle ilgili uyanlarda bulunmak için Google'da ki işinden ayrılmış olsa da bu gelişmenin durdurulamayacağı görüşünde. Makinenin bilgi kapasitesinin üstünlüğünün başka faydalari da olacaktır kuşkusuz
1000Kitap