Arif

Şu nihayetsiz feza-yı âlem ve şu muhteşem semavat, burçlarıyla, yıldızlarıyla zîşuur, zîhayat, zîruhlarla doludur. Nârdan, nurdan, ateşten, ışıktan, zulmetten, havadan, savttan, rayihadan, kelimattan, esîrden ve hattâ elektrikten ve sair seyyalat-ı latîfeden halk olunan o zîhayat ve o zîruhlara ve o zîşuurlara, Şeriat-ı Garra-yı Muhammediye (Aleyhissalâtü Vesselâm), Kur'an-ı Mu'cizü'l-Beyan, "Melaike ve cânn ve ruhaniyattır" der, tesmiye eder. Melaikenin ise, ecsamın muhtelif cinsleri gibi, cinsleri muhteliftir. Evet, elbette bir katre yağmura müekkel olan melek, şemse müekkel meleğin cinsinden değildir. Cin ve ruhaniyat dahi, onların da pekçok ecnas-ı muhtelifeleri vardır. Sözler - 508
1000Kitap
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Sabır, belli bir büyüme ya da olgunlaşma sürecine güvenmekten ibarettir. Güvenmek: Bu, yalnızca kuramsal olarak kabul edip hiçbir müdahalede bulunmamak demek değildir çünkü gerçekte ötekini bütünüyle kendi haline bırakmak olurdu. Hayır, burada güvenmek, görünüşe göre, bir bakıma bu sürece eşlik etmek, onu içeriden destekleyecek biçimde onunla uyumlanmak demektir. Demek ki sabır, belli bir zamansal çoğulculuk, benliğin kendi içinde zamansal bakımdan belli bir şekilde çoğullaşması anlamına gelir.
1000Kitap
Kendini daralmış hissediyorsun. Kaçışı düşlüyorsun. Ama seraplara dikkat et. Kurtulmak için koşma, kendinden kaçma: Sana verilmiş bu dar yeri derinleştir
1000Kitap
İçimdeki en iyi şeyler bana ait değildir. Ben onların sahibi değilim, sadece emanetçisiyim.
1000Kitap
Çağdaş dünyada bireyin tabi olduğu sürekli rekabet rejiminin ben bilincini yükseltmekten, onu azdırmaktan başka bir şey yapamadığını düşünmenin tam yeridir. Hiç duraksamadan söyleyebilirim ki bireye de en fazla zararı veren bir bireycilikle etkili şekilde mücadele etmek istiyorsak, gençliğimizin içinde çırpınıp durduğu o boğucu sınav ve yarışma sisteminden vazgeçmenin bir yolunu bulmamız gerekiyor. "Sen değil, ben kazanmalıyım, birinci ben gelmeliyim!" Adına yaraşır her takımda çarpıcı biçimde görülebilecek gerçek yoldaşlık duygusunu bu rekabet rejiminin nasıl zayıflattığını, onun kanını kuruttuğunu ne kadar vurgulasak azdır. Nitekim bu rejim herkesi kendini komşusuyla kıyaslamaya, onun üzerinden kendine bir not veya paye vermeye iter. Bu noktada bizim argümanımız açısından temel olan başka bir husus daha ortaya çıkıyor: Böyle bir rejim, benlik bilincini ya da izzetinefsi ne kadar artırıyorsa insanı da o kadar kişiliksizleştirir. Çünkü gerçekte değerli olan yanımızın başka hiç bir şeyle ortak bir ölçüsü yoktur, dolayısıyla onu başka şeylerle kıyaslayarak yargılayamayız. Ama ne yazık ki insanlar her şeyi aynı çuvala koymaktan, bulamaç haline getirmekten zevk alıyor gibi görünüyorlar ve açık konuşmak gerekirse bunun asıl sorumlusu da ben kültünü yücelttiklerini ileri sürenlerdir.
1000Kitap