Öncelikle belirtmek gerekir ki, bu yazarla gerçekten çok geç tanıştım; tanıyordum fakat okumamıştım. Tavsiye ve telkinlerle okumaya başladım. Bu kitapla bu yazarı tanımaya başlamak güzel bir fikir mi bilmiyorum, çünkü kitap yazarı tanımaya vesiledir. Kitapa dönersek, ne söylesem az kalır, fakat ciddi bir kitap kültürü olan birisi olmak lazım tam manasıyla kavramak için; maalesef ben değilim, dolayısıyla her bir referansı anlamasam da okumaya, anlamaya çalıştım. Bazen ülkemizin edebî bir şekilde sunulmuş bir tarihi gibi geliyor kitap. Kendi medeniyetimizi terk edip diğerlerine nasıl ve hangi sebeplerle sığındığımızı anlatıyor. Tanımlar yerinde, suçlamalar acımasız: fakat bu gerçekliği anlatmak üzere belki de kaçınılmazdır.
Fakat bu kitabı okurken çok defa şu duruma düştüm:
Yazar bir fikir aktarır, söz söyler: beğenirsin. Daha sonra bir söz daha söyler, çelişir. Düşünür yine beğenirsin: ikna kabiliyeti yüksek bir yazar. Bazı yerde dedim ki kendime “kendini teslim etme” fakat bazı fikirlerimi kimse böyle güzel yazıya dökemezdi: bazı fikirlerine öylesine katılıyorum ki, yazıya bu kadar güzel dökülmesine kayıtsız kalamıyorum.
Bazı şeyleri çokça fikre muhalefet için söylüyor: fakat iyi bir muhalif.
Hasılı kelam, tavsiye ederim, muhteşem buldum.