İnsanların çoğu, bindiği eşeği unutup da, kayboldu sanarak pazarda eşek arayan Nasrettin hoca'ya benzerler. Onlar da, Saadetin kendi içlerinde olduğunu unutarak, onu barlarda, kahvelerde ve eğlencelerde ararlar. Sen bu gaflete düşme ve inan ki, muvaffakiyetin sırrı gibi, Saadet kuşu da kendi içimizde ve içimizin en orijinal ve insani bir Kudret kaynağı olan irademizin altından kafesi içindedir.
Kendi arzımız olan kalbimizi nefsin heva ve arzularından arındırıp,nefsani duyguların tahakkümünden kurtarıp iman,muhabbet ve merhametle imar etmedikçe yeryüzünün imarına gerçek anlamda katkıda bulunabilmemiz zordur. Zira âlemin imarı Âdem'in imarından geçer. Arzı mamur hale getirmek devasa yollar açmakla,gökdelenler inşa etmekle değil gönül yapmakla mümkün olur. Tıpkı insan gibi yeryüzü de sevgiyle, merhametle,iyilikle imar edilir.
İrfan geleneğimizde kibir,inat,haset,öfke,kin, nefret gibi menfi duygular nefsani hastalıklar olarak nitelendirilmiştir. Gönül âlemimizi etkisi altına alan ve maneviyatımıza büyük zarar veren bu hastalıklardan kurtulmadıkça, bedenen sağlıklı oluşumuz çok bir anlam ifade etmediği gibi söz konusu durum yaratılış hikmetimizle de örtüşmez. Bu açıdan baktığımızda insanın iç âlemi bir cihat alanı olup, en büyük mücadelesi kendi nefsiyle cereyan etmektedir.
Avuç içi kadar toprağa yüz binlerce yüreğin sığdığını bilirim. Kurulan ölüm tuzaklarına karşı korkusuzca selama duranların yaşadığı yer benim... "Kim sahip çıkarsa Zafer onundur" çağrısına kulak verenlerin ayak bastığı yerdeyim. Kapılar barışı açılsın diye yakarır bir Nebi... Hz harun'un aminleri yükselir Özgür kuşların kanatlarından... Huzuru çağırır gibi