Nasıl Bamiyan Budaları bir kültürün ürünüyse, onları havaya uçuran Talibanda
öyleydi. Hatta 1.500 yıl önce o heykelleri inşaa edenlerle, bugün burma'da müslümanları öldürenler, aynı Budist kültürdendi dolayısıyla, kültür kavramını o kadar da büyütmemek gerekmiyordu. Ne de olsa kültür, hiçbir alışkanlığından vazgeçemeyip bütün davranışlarını nesilden nesile aktararak biriktiren ve
böylece dünyayı yavaş yavaș çöp eve çeviren birtakım saplantılı manyakların işiydi! Evet, aynı zamanda toplumsal bir hafızaydı ama, Alzheimer'a yakalanma eğilimi de ağırdı! Ayrıca bugün, insanlara, dünya üzerindeki bütün kültürleri tanıtan
bir sunum yapılsa ve "Buyurun, seçin! Ulaşım bedava! Hangisini beğenirseniz sizi o kültürün içine brakacağız ve artık
orada yaşayacaksınız!" dense,yeryüzünün hangi değerli kültür sahibi bölgeleri üç saniye içinde boșalırdı acaba?
insan ticaretinin tam olarak ne zaman başladığını bilmek mümkün değil. Ancak böylesi bir ticaretin sadece üç kişiyle
bile gerçekleștirilebileceği düşünülürse, dünya nüfus tarihinde hayli gerilere gidilebilir. Yıllar önce okuduğum işe yaramaz bir kitaptaki tek işe yarar cümle şuydu: İnsanın kullandığu ilk alet, başka bir insandır. Dolayısıyla o ilk alete bir bedel biçilip diğerlerine pazarlanması için çok da beklenmiş olabileceğini sanmıyorum. Buna göre, dünya üzerindeki insan ticaretinin başlangıcı șöyle tarihlenebilir: İlk fırsatta!
Diğer insanlar sahte ve karanlıktır. Çünkü kendilerini mahkûm ettikleri amaçlar, doğalarına aykırıdır. Bu yüzden tatminsizlikleri, varlıkları kadar bűyük olur. Oysa denklemleri basittir. Gücün yada sevginin tatmin getireceğine inanmış, ancak ikisine de kavuştuklarında daha fazlasını istemişlerdir. Ve tatminsizlikleri daha doğrusu, basit denklemlerinin eşitsizliği karşısında bocalayarak delirmişlerdir. Günümüz dünyası asla tatmin olmayan insanların ürünüdür. Tatminin gelmesiyse, düşünceden ibaret olduklarını anladıkları ve buna uygun davrandıkları güne kadar olanaksızdır.