Muhammed doğan

Muhammed doğan
@Muhammed_Doan
Sadece kendi doğrunla kal.
Alemde meşhûd olan bu devran Tekâmül içindir kemâle doğru Her nokta cevval, her zerre raksân Uçup giderler visâle doğru Ekvan, insan koşup giderler Tutulmaz, kapılmaz hayale doğru Insan isen, gel, matlûbu anla Yorulma gitme celâle doğru Ufk-i ezelde doğan bir güneş Gider mi aceb zevâle doğru İfâte etme kıymetli vakti Çevir yüzünü cemâle doğru. Alemde görülen bu devran mükemmelliğe doğru tekâmül içindir . Her hareketli nokta, her raks eden zerre vuslata doğru uçup gider. Bütün evren, insan tutulmaz, kapılmaz hayale doğru koşar gider.İnsansan, gel, talep edileni anla. Ululuğa doğru gidip yorulma. Ezel ufkunda doğan bir güneş acaba yok oluşa doğru gider mi? Kıymetli vaktini boşa geçirme. Yüzünü güzele doğru çevir.
Şiir
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
ilim ve hikmetin kıymetini öğrenmek için yaya gideceksin. Bir şey pahalı alınmazsa kıymeti anlaşılmaz.
Edebiyat
Eğer akli dengenden mahrum ve bununla birlikte mazur olduğunu bilmesem, şu hissizliğinden dolayı seni alçaklıkla itham ederdim! Raci ayağa kalktı. Delilere yakışan bir hararetle cevap verdi: - Ben, ben mi akli dengemden mahrum muşum? Behey divane! Sen aptallar, alıklar gibi şu hayat faciasının karşısında ezilip kalırken ben aşkın ne olduğunu, ikilik yokken bir zatın kendi kendini nasıl sevebildiğini düşünüyordum. Düşünüyordum ki ben, sen, hava, taş, demir hep bir şeyken neden demir ağlamıyor, taş çıldırmıyor, hava yalvarmıyor da insan... (Garip bir kahkaha kopararak) İşte insan sizin gibi delilerle içli dışlı olursa ne düşüneceğini bilemez oluyor. Demir ağlamaz dedim. Kim demiş? Demirle şu kadının ne farkı var? Şu halde ağlayan kim, ağlamayan kim? (Sami'nin kolunu tutup bükerek) Bak, şu kolunu ben büktüm, lakin senden başka olmasa, kolunu kim bükerdi? Halbuki bükülüyor. Niçin? Bu niçine cevap yok. Neden aşk var? Neden sefalet var? Neden zevk var? Neden kahır var? Niçin, niçin? Cevap yok değil mi? On beş yaşında bir kız, yirmi yaşında bir genç. Pekâlâ, genç bu kızı alsın, mesut olsunlar. Lakin hayır. Oğlan attan düşer, kız çıldırır. Niçin cevap yok? Şimdi bu kocakarı niye yaşıyor? Benim de hayatımda ne zevk var? Hiç. Böyleyken genç ölür, kız çıldırır; ben ve kocakarı yaşarız. Asıl garibi neresinde? Bunun niye böyle olduğunu bilen yok, yok, yok! Bu kocakarıya acıyorsun, bana acımıyorsun. Onun kızı çıldırmış, pekâlâ ama benim ruhum, benim kâinatım, benim... Çıldırdı. Lakin insanoğlunun gözü zevkin de sıkıntının da en adisini görüyor. Oh! Beni nereden buldunuz? Ben şu varlıktaki çelişki farkını mahvetmek üzereydim. Beni niye çevirdiniz? Beni neden, niye "niçin"li bir âleme indirdiniz? Oh! Niçinsiz bir varlık! Şu halde seninle çıldırmış kızın, benimle şu taş parçasının ne
Felsefe
Allahuekber! Allahuekber! Ey sırr-ı vücûd-i bîvücûd Marufsun ama bilinmezsin Zahirsin ama görünmezsin¹ 1 Allah büyüktür! Allah büyüktür! Ey varlıksız varlığın sırrı Tanınırsın ama bilinmezsin Aşikârsın ama görünmezsin
Din
SEYYAH-I AVARE
Yürü ey sâyih-i âvâre yürü, durma yürü Koymasın râh-ı visâlden seni ezvâk-1 misâl Bu bedâyi bu letâif heme ru'yâ vü hayâl Yürü ey zâir-i bîçâre, yürü, durma yürü Yürü ki nüzhet-i vuslatta teâlî göresin Yürü aslında fenâ bul, budur etvâr-ı kemâl Yürü âlâyişi terk et içesin ke's-i visâl Yürü ki sâha-yı hîçîde tecelli göresin¹ Ey seyahat eden avare! Yürü, durma, yürü. Bu âlemin zevkleri seni vuslat yolundan alıkoymasın. Bu güzellikler, bu latiflikler, hepsi bir rüya ile hayal. Yürü zavallı ziyaretçi! Yürü, durma, yürü.Yürü ki vuslatın nezihliğinde yüceliş göresin. Yürü, aslında yokluğu bul. Olgunluk tavırları budur. Yürü, gösterişi terk et; vuslat kadehinden iç. Yürü ki hiçlik alanında tecelliyi göresin.
Din