Modernizm düşüncesi merkezini ilahi esasların oluşturduğu dünya görüşü ve hayat anlayışında değişiklik yaparak merkezine akıl ve bilimin yerleştirildiği ve dini inanışların dışlandiği veya sadece özel hayatta ve vicdanlarda yer verildiği bir sistem olarak şekillenmiştir. Alıntı bitti
Her gün gelişen ve öncekini yalanlayip ilerleyen bir sistem nasıl ölçü kabul edilebilir dine.
Hemde gaybten haber veren bilim üstü bir yapıya.
Akıl ise kısıtlı ve etkilenendir
Yahudilerin seçkin millet olma iddiaları önceden
beri vardır. Gerçekten de Allah ilahi emaneti ve risalet vazifesini onlara vermişti. O günkü insanların en üstünü kılmıştı. Düşmanla
ni olan Firavunu
Müminler, ancak Allah'a ve Resûlüne gönülden inanmış kimselerdir. Onlar, o Peygamber ile ortak bir iş üzerindeyken ondan izin istemedikçe bırakıp gitmezler. (Resûlüm!) Şu senden izin isteyenler, hakikaten Allah'a ve Resûlüne iman etmiş kimselerdir. Öyle ise, bazı işleri için senden izin istediklerinde, sen de onlardan dilediğine izin ver; onlar için Allah'tan bağış dile; Allah mağfiret edicidir, merhametlidir.
Bu ayetin tefsirinde ibnul kayyum el cevzi şöyle demektedir:
Mademki bu ayeti kerimede yüce Allah; müminlerin
Resulle beraber olduklarında ondan izin almadan gidemiyeceklerini belirtmektedir, öyleyse Resûlün buyrugu disinda da bir söz, bir davranısa, ilmi ve siyasi bir ekole baglanmamaları gerekir. Resûlün vefatindan sonra onun izni demek, gittikleri yolun Resûlün yoluna uygun olup olmaması demektir. Eger takib edilen yol Resûlün yoluna uyarna Resúlden izin almışlardır. Uymazsa veya onun ziddi bir yola giderlerse imanla baglam kopmustur, yaptıklari bosa gitmistir, dünyalarını da, ahiretlerini de Yitirmislerdir. (414).
İmam Şafii, İmam Malik'in rahimehumullah talebesidir. Şöyle
der: 'Ben Malik'in huzurundayken Muvatta'nın1
yapraklarını
öyle dikkatli bir şekilde çevirirdim ki, hışırtısı Malik'i rahatsız
etmesin' İmam Şafii bu edebi İmam Malik'ten öğrenmiştir.
İmam Şafii'nin talebesi Reb'i bin Süleyman der ki:
'Vallahi ben yıllarca Şafii'nin huzurunda iken Şafii'ye bakarken
kesinlikle su içmedim.' Yani İmam Şafii'ye olan hürmetinden
dolayı onun huzurunda su içmedim, diyor.
Abdullah bin Mübarek, Sufyan bin Uyeyne'nin rahimehumul-
lah yanında iken kendisine bir soru yöneltiliyor. Abdullah
bin Mübarek soruya cevap vermiyor. Sufyan bin Uyeyne:
'Ey Abdullah bu insanlar sana soru soruyorlar, onlara ce-
vap ver' dedi. İbni Mübarek de: 'Hayır. Biz büyüklerimizin
yanında konuşmaktan menedildik.' diye karşılık verir. Çünkü
Abdullah bin Mübarek, Sufyan bin Uyeyne'yi kendisinden
üstün görürdü.
Allâh’u Teâlâ, muhkem ve her hayrı ihtiva eden, her şerri yasaklayıcı olan hükümlerinden yüz çevirip, bunun yerine câhiliyede olduğu gibi kişilerin görüşlerine, dalâlet ve sapıklığı ihtiva eden değer yargılarına ya da çeşitli dînlerin karışımı ve beşerî görüşlerden meydana gelen Cengiz Han’ın vaaz ettiği Yesak gibi İslâm dışı hükümlere yönelenin îmânını kabûl etmiyor. Yesak, Cengiz Han’ın Kur’ân, Tevrât, İncîl ve kendi görüşlerine dayanarak ortaya koymuş olduğu kanunları ihtiva eden bir kitâbtır. Cengiz Han öldükten sonra yerine geçen çocukları, İslâm’a girdiklerini söyledikleri halde bu kitâbı anayasa kitâbı olarak görmeye devam ettiler. Allâh’ın Kitâbı ve Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem’in Sünneti’ni bir kenara atarak bu kitâbtaki hükümlerle Tatarlara hükmettiler. İşte böyle davranan kimseler kâfirdir. Bunlarla büyük küçük her meselede yalnız Allâh’ın ve Rasûlü’nün hükmüne dönünceye kadar savaşmak farzdır.”