Ben sadece var olmak istedim; ne yüksek sesle ne de sessizce. Bir kadının varlığı, kendi kendine yetmezmiş bu dünyada. Onu kanıtlamak gerekirmiş; dilekçelerle, sabırla, susarak, çoğu zaman ağlayarak belki.
Zaman Kaybından Ölen Kadının Hikayesi
Özlediğim ne var.., anımsamıyorum. Titreyerek yaslanıyorum balkon demirlerine.
Rüya Duvarları
Doğu’da kızlar, kadın doğar. Ecellerinden önce ölürler. İlk yemeği anasının memesinden gelen ve yediği çanağa tükürmekte sakınca görmeyen erkek, o kadar çok kadın gömer ki toprak bile artık dişidir. Bu yüzden Toprak Ana diye bilinir. Perilerin şanı buradan gelir. Diri diri gömüle gömüle toprağı bile kadın yapmışlardır. Bu yüzden verimsiz ve çoraktır. Buna da, kadının intikamı denir.
Ziyan
İçinde anne olmayan her şey sendeleyip düşerdi. Anne yetişememekti. Kavuşamamaktı. Yine de beklemekti. Bir sarılışın eksikliğini yıllarca aynı göğüste taşıyıp kimseye söyle-memekti. Eksildikçe insanı tamamlayan yerdi. Doyurdukça sevinen, bosa gitmesin diye biriktirendi. Sabırdı. Sükünetti. Bazen bir bohça arasından çıkan tığ işi mendildi. Bazen bir fesleğen kokusuydu. Bazen defter kenarına iliştirilmiş heceydi. Rağmen'di. Lakin'di. Fakat'tı. Çocukluğa açılan kapıydı. Birbirine bağlandıkça düğümlenen yutkunmaydı.