Hoca, Baba, Amca, Ben
Bu kitap tam bir fişek.Üç komünist öğretmen ve bir komünist yazar(evlat, yeğen, öğrenci)dan oluşan ilk bölümdeki hikayeler insanı vuruyor. Kendi özelinde bir konuma sahip olan münferit hikâyeler, müstakil bir dünya arayışına perde açıyor.Tuhaf Şahıslar Albümü bölümündeki hikayelerde şairden, yazardan geçilmiyor.Ama Reha Mağden hikayesi gerçekten yürek yakıyor. Onun Ordulu olmasıyla hiç alakası yok (!). Aynı zamanda hu bölümdeki tuhaf şahıslar, daha güzel bir dünya isterken daha beter bir hayata kavuşan insan. Didem şahsı hariç. O Grapon Kağıtları'nı Ahlar Ağacı'na asıyor. Hasılı Murat Uyurkulak'ın Tol,Har ve Bazuka'sına göre daha hızlı, daha sarih bir dille yazılmış hikayeler bunlar. Kurgu hayatın kendisi. Hal böyle olunca kurmacaya gerek kalmamış. Hızlı bir okuma ve kafada ışıma istiyorsanız okuyun. Murat Uyurkulak iyidir. En azından Buca'da, Dokuz Eylül'de okumuş. 10-15 sene sonra onun gezdiği yerlerde ben de sürttüm ama bunun konuyla alakası var. Çünkü İzmir ve Buca kitapta çokça var
Kurt DölüJack London
Jack London'ın anlatıya kayan tarzı hikayelere muhteşem bir gerçeklik katmışken destansı bir dil kullanışı merak duygusunu sürekli zinde tutuyor. Bu sebeple hikayeler kolay okunuyor ve hikaye karakterlerinin diğer hikayelerde de yer alıyor olması hayatın giriftliğine koşut bir satha nüfuz etmiş. Ayrıca bu hikayelerin siyasi bir mesaj vermeden yazılmış olması, Jack London'ın hikayeci yönünün ne kadar kuvvetli olduğunu ispatlar nitelikte. Ve hikayeler sanki hep Yılmaz Güney'in Yol filmini çağrıştırıyor. Ölüm, yaşam, ateş ve kar hikayeleri sarıp sarmalamış; fonda Zülfü Livaneli'nin sürgün şarkısı,tek başına yalnızlık/bir yankıdır, der gibi.
Kitabın çevirisi muazzam. Yordam edebîyat bu işi layıkıyla yapmış. Hikayelerin çevirisi yazarın dilini Türkçeleştirmiş âdeta. Abartılı peyzajlar, beylik cümleler, kelime bulamayınca yakın anlamlısını kullanmalar,başı sıkışınca yerki yersiz atasözü ve deyimlere başvurmalar yok. Bu anlamda da kolay okunuyor bu hikâyeler. Tavsiye edilir.