Jack London, Amerika’da altın yataklarının keşfedildiği dönemde altın aramak için Klondike ve civarında aramalara katılmış, altın bulamasa da yaptığı gözlemlerle oradaki karakterleri, doğa-insan ilişkilerini, hayvan davranışlarını yanında getirmiş. Önce dergilerde yazıları çıkmış sonra da 1900’de ilk kitabı olan Kurt Dölü basılmış. Mete Ergin çevirisiyle 2000 yılında çevirisi yapılmış ve şu an Yordam Edebiyat’tan basılmaya devam ediyor fakat elimdeki ilk baskıda birçok yazım hatası vardı eğer bunlardan rahatsız oluyorsanız sonraki baskıları beklemenizi tavsiye ederim.
Mete Ergin çevirisinden olan bu baskıda 8 adet öykü yer alıyor, son hikaye olan Bir Kuzey Destanı yanılmıyorsam Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları tarafından ayrı bir kitap olarak basılmış. Benim bu kitap içinde en beğendiğim 2 öykü Uzak Bir Ülkede ve Altın Kralının Karısı isimli öyküler oldu. Fiziki ya da içsel yolculuklarda yaşanan ruhani ve psikolojik değişimler üzerine beğendiğim öykülerdi. Öyküler boyunca birkaç karakteri tekrar tekrar görüyorsunuz fakat hiçbiri bir diğerinin tam olarak devamı değil. Yaz sıcağında karlar, buzlar içindeki öyküleri okumak iyiydi fakat yine de (daha önce başka birinin yorumunda görmüştüm,katılıyorum) bu kitabı Vahşetin Çağrısı ve Beyaz Diş’in temelleri olarak değerlendirmek daha doğru olacaktır neticede bir ilk kitap. Jack London seviyorsanız ilk dönem yazılarına göz atmak için okuyabilirsiniz.
(Mete Ergin çevirisiyle 2.kez Jack London kitabı okuyorum aslında çevirisi 2000 yılında yapılmış olmasına rağmen yine aralarda eski kelimeler var fakat bunlar sizi zorlayacak ya da anlamanızı güçleştirecek kelimeler değil. Çevirmen hakkında kapsamlı bilgiye ulaşamamış olsam da kendisinin Trakyalı olduğunu düşünüyorum :) bilen varsa ve yazarsa memnun olurum. İyi okumalar.)
Üstadın yazarlık serüvenin başlangıç kitabıydı. Yordam yayınları'ndan çıkan baskında 8 öykü mevcut. Özellikle kitaba ismini veren Kurt Dölü ve Uzak Bir Ülke öyküleri hoşuma gitti, diğer öyküler ise ortalamaydı diyebilirim tabii London'un ilk eseri olduğu için yine de her zaman okunabilir. Son öykü ise Bir Kuzey Destanı, hafif Jules Verne eserlerini andıran güzel bir mücadele eseriydi. bu öyküyü İş Bankası tek kitap olarak da yayımlamıştır. Son olarak Mete Ergin çevirisini de beğendiğimi söyleyebilirim. (Beyaz Diş ve Vahşetin Çağrısı kitaplarının tohumu= Kurt Dölü öyküleri)
Yazarın ilk yayınlanmış hikayeleri olması ayrı bir güzel iken, kitabın başında yazarın biyografisine uzun bir biçimde değinmiş olmaları ayrı bir harikaydı. Sevdiğiniz bir yazarın böyle ayrıntılı hayat hikayesini okuduktan sonra, yazdıkları daha anlamlı hale geliyor.
Kitabın içinde yer alan öyküler aslında aynı karakterlerin birer birer başlarına gelen olaylardan oluşuyor. Yani birinci hikayede okuduğunuz isimleri diğer hikayelerde de görebiliyorsunuz. Bu anlamda bir bütünlük olduğunu söylemek de mümkün. Anlatılanlar bu kez kurtlar, köpeklerden ziyade kuzey topraklarında yaşayan beyaz ve yerli insanların hayatları ile ilgili. Kuzey topraklarına yaşanan göçlerden sonra oluşan toplumsal, sınıfsal, ekonomik değişiklikler arka planda anlatılıyor. Her bir öykü birbirinden güzeldi..
Kendime Notlar
----Spoiler İçerebilir---
Jack London'ın klondike öykülerini topladığı bu güzel kitap'da en çok "Kurt Dölü" ve "Bir Kuzey Destanı" öykülerini beğendim özellikle "Bir Kuzey Destanı" tamamen ayrı bir kitap olmayı haketmiş. Bu öyküde ilk 10 sayfa oldukça karışık olmasına rağmen sonraki sayfalarda olacakların hazırlığını yapıyor.
yine Jack London yine keyifli bir kitap
Yordam Edebiyat Mete Ergin çevirisi gayet lezzetli
Kurt DölüJack London · Yordam Edebiyat · 2019353 okunma
Merhaba arkadaşlar. Malemute Kid karakteri ile doya doya bir Western macerası yaşamaya hazır mısınız? Şimdiden iyi akşamlar ve iyi iftarlar dilerim hepimize. Yordam Kitap kaliteli baskılarıyla uzun zamandır dikkatimi çekiyordu. Alfa ile aralarında kaldım, elektronik kitapta bile kalite gerçek anlamda fark ediyor bunu bir kere daha anlamış oldum. Önsöz bile fark ediyordu bunu yaptığımda ve daha başlamadan çok güzel bir cümle yakaladım, buraya eklemek istiyorum izninizle: “Jack London, sağlığında takdir edilip sonradan unutulan yazarlardan olmamıştır. Kırk yıl süren kısacık hayatına sığdırdığı elliyi aşkın kitap, zamanın acımasız akışına taptaze bir ruhla direnmeyi sürdürmektedir.”
Her yere çekilebilecek harika satırlar ile başlamak istedim kitaba. Çünkü ben ilk başta o efsanevi Beyaz Diş kitabının farklı isimlerle basılmış bir kopyası olarak düşünüyordum. Daha sonradan bir öykü kitabı olarak çıkarıldığını öğrendim. Bu kitap çıktığında yazar aynı zamanda hayatının aşkıyla evlenmiş ancak mutsuz ve kısa bir evlilik olmuştur. Hayatı gibi yaşadığı pek çok şey de kısa sürmüştür. Mutluluğu da. Yaşamında acı çeken bir insanın ölürken de acılar içinde ölmesi çok üzücü bir durum değil de nedir? Allah hepimize mutlu bir yaşam ve huzurlu bir ölüm versin diyerek hepinize, hepimize dualarımı da eklemiş olayım.
Diğer yandan yine yazarla bağlantılı gittiğimizde hikayelerde bir nokta dikkatimizi çekebilir. O da siyahın beyaza beyazın siyaha üstünlüğü olmadığını söylerken kitapta verilen Kızılderili öykülerinde beyazların daha üstün olduğu algısıydı. Bu durum bazı araştırmalar yapmama sebep oldu. En fazla eleştiri, yazarın sosyalist olup buna rağmen ayrımcılık yapması üzerineydi. Sosyalizm, işçi sınıfının hakimiyetinde özel üretim yerine kamu bazlı üretimi rol model alan bir düşünce
Kurt DölüJack London · Yordam Edebiyat · 2019353 okunma
Merhaba kesinlikle mete ergin cevirisi aliniz yordam kitaptan, akiciligi muazzam , bambaska bir ulkeye bambaska bir kulture ve insanlarinin hayatlarina dalacaksiniz bulundugunuz ortami unutacaksiniz.
Kurt DölüJack London · Yordam Edebiyat · 2019353 okunma
Kurt Dölü içinde sekiz hikaye barındıran, yazarın ilk kitabı. Birkaçı uzun olan bu öykülerin genel teması 1800'lü yılların altına hücum dalgasıyla ilgili. Farklı karakterlerin altın avcılığı ile şekillenen hayatları bazen şaşırtıcı bazen de bana göre cok üzücü sonlarla bitirilmiş. Etkileyici bulduğum "Uzak Bir Ülkede" hikayesi insan doğası ile ilgili gerçekten iç karartıcı ama adillik üzerine kurulmuş bir öykü. Yine hem etkileyici hem de eğlenceli bulduğum "Altın Kralının Karısı" aşağı sınıftan görülen kızılderililere mensup bir kadın ve onun beyaz sınıfa mensup eşine verdiği mükemmel dersle ilgili. Kitabın en uzun öyküsü olan "Bir Kuzey Destanı" bir adamın dünyayı aşk uğruna kat etmesini ve geçmiş ile hesaplaşma arayışını anlatıyor. Genel çerçeve altına hücum olmasına ve benzer ilerleyişlere sahip olmasına karşın hikayeler sürükleyici ve etkileyici. Ayrıca kitapta aynı karakterlerin farklı hikayeler içinde tekrar yer alması ayrı bir güzellik katmış. Tekrar okunur, tavsiye ederim.
Jack London’ın ilk kitabı olduğunu öğrendiğim bu eser birkaç kısa hikayeden oluşuyor. Büyük bir beklentiyle başlayınca insan aradığını tam bulamayabiliyor; ancak bunun bir ilk kitap olduğunu hatırlayınca yine de tatmin oluyor insan. Hikayelerin çoğu ilgi uyandırıcı. Özellikle bazı karakterlerin farklı öykülerde tekrar karşıma çıkması, bir seri okuyormuş hissi verdi.
Yazarın dünyayı algılayışı ve bunu aktarışı kurgudan daha önemli geliyor bana. Dönemin sosyolojisini öyle aktarıyor ki, olayları uzaktan okumaktan ziyade yakından izliyor gibi oluyorum.
Kurt DölüJack London · Yordam Edebiyat · 2019353 okunma
Kurt DölüJack London
Jack London'ın anlatıya kayan tarzı hikayelere muhteşem bir gerçeklik katmışken destansı bir dil kullanışı merak duygusunu sürekli zinde tutuyor. Bu sebeple hikayeler kolay okunuyor ve hikaye karakterlerinin diğer hikayelerde de yer alıyor olması hayatın giriftliğine koşut bir satha nüfuz etmiş. Ayrıca bu hikayelerin siyasi bir mesaj vermeden yazılmış olması, Jack London'ın hikayeci yönünün ne kadar kuvvetli olduğunu ispatlar nitelikte. Ve hikayeler sanki hep Yılmaz Güney'in Yol filmini çağrıştırıyor. Ölüm, yaşam, ateş ve kar hikayeleri sarıp sarmalamış; fonda Zülfü Livaneli'nin sürgün şarkısı,tek başına yalnızlık/bir yankıdır, der gibi.
Kitabın çevirisi muazzam. Yordam edebîyat bu işi layıkıyla yapmış. Hikayelerin çevirisi yazarın dilini Türkçeleştirmiş âdeta. Abartılı peyzajlar, beylik cümleler, kelime bulamayınca yakın anlamlısını kullanmalar,başı sıkışınca yerki yersiz atasözü ve deyimlere başvurmalar yok. Bu anlamda da kolay okunuyor bu hikâyeler. Tavsiye edilir.
kitap da kuzey halkının yaşam mücadelesi ve altına hücum zamanında yaşanan olayları konu almaktadır. karakterler ruhsal olarak incelenmemiş olaylar karşısında göstermiş olduğu tepkiler ile anlatılmaya çalışılarak karakterlerin analizi okuyucuya bırakılmıştır. Akıcı bir romandır,
Kurt DölüJack London · Yordam Edebiyat · 2019353 okunma
12 Ocak 1876’da San Francisco’da doğdu. Gerçek adı John Griffith Chaney’dir. Evlilik dışı bir çocuk olarak dünyaya gelen Jack London, soyadını, henüz sekiz aylıkken annesinin evlendiği John London adlı savaş gazisinden aldı. Maddi sıkıntılar nedeniyle küçük yaşta okulu bırakıp gazete satıcılığı, tayfalık, balıkçılık, istiridye korsanlığı, gazetecilik, sahil koruma devriyeliği gibi çeşitli işlerde çalıştı ve Amerikan işçi sınıfını tanıdı. 1894’te serserilik suçlamasıyla otuz gün hapis yattı. Hapisten çıktıktan sonra hayatını değiştirmek arzusuyla liseye kayıt yaptırdı. Lise öğrenimini bir senede tamamlayarak 1896 yılında Kaliforniya Üniversitesi’ne girdi. Bir dönem okuyabildiği üniversiteden maddi zorluklar sebebiyle ayrıldı. 1897’de Klondike bölgesinde altın arayanlara katıldı ama bir yıl sonra yine yoksul ve işsiz olarak geri döndü. Yoğun bir çalışma programı hazırlayarak şansını yazarlıkta denemeye karar verdi. Soneler, baladlar, nükteli fıkralar, anekdotlar, korku ve serüven öyküleri yazmaya başladı. 1909’da yazdığı Martin Eden bu dönemi yansıtması bakımından otobiyografik izler taşır. İlk kitabı Kurt Dölü (1900) büyük ilgiyle karşılandı. Aynı yıl Elisabeth Maddern ile evlendi ve bu evlilikten iki kızı oldu. Ancak bu beraberlik uzun ömürlü olmadı ve 1904’te sona erdi. Charmian Kittredge ile ikinci evliliğin ardından 1916’da Kaliforniaya’daki çiftliğinde hayatını kaybetti. London yazarlık kariyeri boyunca elliye yakın kitap yazdı ve döneminin en çok okunan yazarlarından biri oldu. Yazdıkları, yaşadıkları etrafında şekillenmiş, sosyalizmin de etkisiyle toplumcu bir dünya görüşüne ulaşmıştır. Başlıca eserleri arasında Beyaz Diş, Martin Eden, Uçurum İnsanları, Vahşetin Çağrısı yer alır.