Yaşam, ölüm ve hayatın anlamını irdeleyen sorular aslında yaşamın bir noktasında herkesin kaçınılmaz olarak yüzleştiği sorulardı ve genelliklede sağlığımız söz konusu olduğunda ortaya çıkıyordu.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Türkiye’de nasıl ki tamir edilmemiş bir musluk damla damla milli serveti harcıyorsa, kapanmamış bir ampul onu kapatmayan kişi farkında olsa da olmasa da milli serveti boş yere harcıyorsa, gelişmesine önem verilmemiş her çocuk da milli servete bir ihanettir. Bence her vatandaşın çözüm üretmek yerine şikayetle harcadığı her dakika, her an da damlayan musluk gibi bir israftır. O nedenle karşımdaki kişi sorunu anlayıp çözüm üretme değil, bir şikayet tavrı içerisindeyse derin bir nefes alıp yutkunuyorum. O kişi hayatını israf ettiğinin farkında değil. Ne yazık ki farkında olmadığının bile farkında değil.
“Neden zorluklar, hastalıklar, mutsuzluklar var?” sorusuyla başlamıştım düşünmeye. Zamanla insan olmanın, sorumluluğunu anlayan birey olmanın, bir aile veya millet olmanın yolunun bu zorlukların üstesinden gelme azminde ve uğraşısında olduğunu açık seçik görmeye başladım.
Söylemek istediğim şu: Bazı aileler, kuruluşlar, eğitim sistemleri, kurumlar korku kültürü içerisinde oluşmuştur ve korkulacak biri yoksa çalışmazlar ve korkmadıkları birine güvenmezler.