Onun önünde eğilenler, oy kullananlar, hakikati değil sayıyı kutsar. Bu sistemde hüküm, âlemlerin Rabbi olan Allah Subhanehû ve Teâlâ'ya değil, insanların oylarına dağıtılmıştır. Her oy bir pay, her çoğunluk bir hüküm koyucu ilah olur. Bu yüzden demokrasi, hükmü tek ilâhtan alıp kalabalıklara veren, çok ilahlı bir düzendir. Yüz kişilik bir köy halki düşünün, elli bir kişi "süt siyahtır" dediğinde, bu düzende artık süt beyaz kalamaz. Aynı âlemlerin Rabbi olan Allah Subhanehû ve Teâlâ'ya kafa tutarcasina, O, zinayı yasak kılmıştır ama demokresi putu çoğunluğun kararıyla 18 yasini geçen her birey kendi rızası ile zina yapabilir dediği gibi. Cumhuriyette ölçü hakikat değil, çoğunluğun kararıdır. Hak, oylamayla şekillenir. doğru, sayıya göre eğilip bükülür. İslâm ise hükmü yalnızca Allah Subhanehû ve Teâlâ'ya verir. Hak, çoğunluğa göre değişmez, çoğunluk hakka uymakla yükümlüdür. Birinde insanlar ilahlık payesine çıkarılırken, diğerinde insan, ilahın hükmüne teslim olur.
Bu yüzden demokrasi ile İslâm arasındaki fark bir yöntem farkı değil, bir akide farkıdır. Cumhuriyet çoğunluğu ilâh edinir, İslâmda ise, yalnızca yerlerin, göklerin, yüce arşın Rabbi olan Allah Subhanehû ve Teâlâ'yı.