Muhafız

Muhafız

, bir kitabı okumaya başladı
Yusuf Nabhanî
9.4/10 · 29 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Demokrasinin putu çoğunluktur!
Onun önünde eğilenler, oy kullananlar, hakikati değil sayıyı kutsar. Bu sistemde hüküm, âlemlerin Rabbi olan Allah Subhanehû ve Teâlâ'ya değil, insanların oylarına dağıtılmıştır. Her oy bir pay, her çoğunluk bir hüküm koyucu ilah olur. Bu yüzden demokrasi, hükmü tek ilâhtan alıp kalabalıklara veren, çok ilahlı bir düzendir. Yüz kişilik bir köy halki düşünün, elli bir kişi "süt siyahtır" dediğinde, bu düzende artık süt beyaz kalamaz. Aynı âlemlerin Rabbi olan Allah Subhanehû ve Teâlâ'ya kafa tutarcasina, O, zinayı yasak kılmıştır ama demokresi putu çoğunluğun kararıyla 18 yasini geçen her birey kendi rızası ile zina yapabilir dediği gibi. Cumhuriyette ölçü hakikat değil, çoğunluğun kararıdır. Hak, oylamayla şekillenir. doğru, sayıya göre eğilip bükülür. İslâm ise hükmü yalnızca Allah Subhanehû ve Teâlâ'ya verir. Hak, çoğunluğa göre değişmez, çoğunluk hakka uymakla yükümlüdür. Birinde insanlar ilahlık payesine çıkarılırken, diğerinde insan, ilahın hükmüne teslim olur. Bu yüzden demokrasi ile İslâm arasındaki fark bir yöntem farkı değil, bir akide farkıdır. Cumhuriyet çoğunluğu ilâh edinir, İslâmda ise, yalnızca yerlerin, göklerin, yüce arşın Rabbi olan Allah Subhanehû ve Teâlâ'yı.
Müminlerin emiri Ömer radiyallahu anh Ramazan'ın son gecesi sokaklarda dolaşır ve sesi titreyerek şöyle nida ederdi: "Ey insanlar! Gök kapıları kapanıyor, farkında mısınız? Rahmet rüzgârları dindi... farkında mısınız?! Keşke bilseydim, aranızda kimler bahtiyar oldu da onları tebrik etseydim? Kimler mahrum kaldı da onlarla beraber feryad edip ağlasaydım.."
Bazı sufi meşrepli müfteriler, Kur’ân ve Sünnet üzere İslâm’ı yaşamaya çalışan Müslümanları karalamak için son derece çirkin bir propaganda yürütüyor. İnsanları korkutmak ve nefret uyandırmak için aynı iftirayı sürekli dile getiriyorlar. "Selefiler sizi tekfir ediyor(!) yani karınızı, kızınızı, malınızı ve canınızı kendilerine helal görüyorlar." Bu söz hem ilmi olarak hem de ahlâken son derece alçak bir iftiradır. İslâm ümmeti icma etmiştir ki Peygamber Efendimiz ﷺ amcası Ebû Tâlib’in iman etmeden öldüğünü haber vermiştir. Yani hakikati söylemiştir. Alçak müfteriler şu sorularımı cevaplasınlar. Resûlullah ﷺ amcasını iman etmemiş biri olarak bildirdi diye, onun malını, canını veya ailesini kendisine helal mi gördü? Onun hanımına, kızına göz mü dikti? Böyle bir şey ne siyer tarihinde vardır ne de İslâm ahlâkında. Bu basit hakikati bile bile çarpıtarak insanların hanımlarını, kızlarını diline dolamak, insanların namusunu propaganda malzemesi yapmak, tarikatçıların ne kadar haysiyetsiz ve karaktersiz olabileceğini gösteriyor. Çünkü bir insanın dili başkalarının namusunu hedef alacak kadar kirlenmişse, o artık ilim konuşmuyor iftira atıyodur. İnsanların korkularını kaşıyarak "bunlar sizin karınızı kızınızı helal görüyor" demek, tartışma değil düpedüz müfteriliktir. Bu sözleri söyleyenler kendi sözlerinin çirkinliğini hiç düşünmezler mi? Evlerinde eşleri, kızları yok mu? Kadınları kizlari sormaz mı: "sen nasıl olur da benim namusumu diline dolayarak böyle iftiralar atarsın?" diye. Bir meselede tekfir hükmünü konuşmak ile insanların namusunu helal görmek arasında dağlar kadar fark vardır. Bu farkı bilmeyen cahildir, bilip de çarpıtan sufiler ise müfteridir. İftira ile mücadele ederken sözlerim sert olabilir fakat asıl çirkinlik, -kendi hanımını kızını kendi düşünsün-
Risale nurları çöpe atın..
‎Doğrusu o (Kur’ân), sana ve kavmine bir zikir (hatırlatma, şereftir). (Ondan) sorulacaksınız. ‎(43/Zuhruf, 44)