Muhafız

İmâm Şarani el-Mîzânü’l-Kübrâ, Dârü’l-Kütübi’l-İlmiyye baskısı, Cilt 1, sayfa 52 de şuifadeleri kaleme almıştır: "وكذلك الشيخ تقي الدين ابن تيمية، كان من أهل الاجتهاد، ولم يكن مقلداً لغيره في جميع أقواله" “Şeyh Takiyyüddin İbn Teymiyye de ictihâd ehli idi; bütün görüşlerinde başkasını taklit eden biri değildi.” Bu ifade açıkça şunu gösteriyor ki; Şarani İbn Teymiyye’yi mezhepsiz değil, bilakis ictihâd ehli bir âlim olarak görmekte.

Hatice

@Kitapsevenlerdenbiri
·
İmâm Șa'rânî'nin "el-Mîzânül-Kübrâ" adlı kitabında bulunan şu güzel cümleyi naklediyorum: "Üstadımız Şeyhu'l-İslâm Zekeriyyẩ'nın müteaddit defalar şöyle söylediğini işitmişimdir: Şeriat, aynı deniz gibidir. Hangi tarafından avuçlarsan aynı tadı bulursun. Bir defasında onu şöyle konuşurken işitmiştim: Müctehidin sözünü veya hatasını inkârda acele etme. Şer'î delillerin tamamına ve Arap dilinin lugatlarının hepsine vâkıf olur ve mânâlarını da bilirsen ancak bu takdirde itiraz yapabilirsin."
Bizim naklettiğimiz gibi, kuşatıcı bilginle inkâra kalkıştığın işi, şer'î deliller içinde bulamazsan, ancak bu takdirde müctehidin hükmüne itiraz ede-bilirsin. Bu kabil bir bilgi, size nereden gelecektir?·Kitabı okudu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
İftiranın da böylesi...
İbni Teymiyye’nin "mutlak ictihâd" ifadesini kasıtlı olarak çarpıtmış yazar. Bu ifade, onun mezhepsiz olduğu veya halkı mezhep sınırlarını terk etmeye teşvik ettiği anlamına gelmez. İbni Teymiyye, Hanbeli mezhebi içinde yetişmiş, temel mezhep kurallarını daima göz önünde bulundurmuş ve mezhebin sınırlarını ihlal etmeden, ihtilaflı konularda delil temelli görüşler ortaya koymuştur. "Mutlak ictihâd" demesi, onun kendi ilmi yetkinliğini ve ictihâd yapabilecek seviyede olduğunu ifade etme biçimi. Bu herhangi bir Müslümanı kendi başına mezhep terk etmeye teşvik eden bir çağrı değil. Aksine, onun eserlerinde ve fetvalarında, ümmetin dört mezhebi ve özellikle kendi Hanbelî mezhebi ile uyumlu hareket ettiği açık. İbn-i Teymiyye’ye "mezhepsiz" veya "halkı mutlak ictihada sürükleyen" gibi iftiralar atmak tamamen gerçek dışı. Tarihi ve ilmi veriler, onun ictihâdını yaparken delil ve usul ölçülerine sıkı sıkıya bağlı kaldığını, mezhebin çerçevesinden çıkmadığını göstermekte. İbn-i Teymiyye’nin amacı, halkı delilsiz görüşlere yönlendirmek değil, dini meselelerde sağlam bilgiye dayalı ve Kur’ân Sünnet ölçülerine uygun kararlar alınmasını sağlamaktır. Bu bağlamda, ona yöneltilen mezhepsizlik ve mutlak ictihâd iftiralari, hem tarihî hem de fıkhi gerçeklerle tamamen çelişir ve ilmî sorumluluk taşımayan kişiler tarafından ortaya atılmış olduğu açık. İbn-i Teymiyye’nin mutlak ictihâd ifadesi, onun ilmi yeterliliğini ve fıkhî derinliğini gösteren bir ifadedir. Mezhepsiz olduğunu iddia etmek veya halkı mezhep dışına çağırmak gibi yanlış anlamlara çekmek ise, yazarın bilinçli okuyucusunun cehalet kaynaklı bir iftirası. **Eğer aksini iddaa ediyorsanız size 365 gün süre veriyorum, soracağım sorulara cevap vererek "mezhepsiz" veya "halkı mutlak ictihada sürükleyen" gibi iftiralarınızı

Hatice

@Kitapsevenlerdenbiri
·
Her yayin her kitap okunmaz bunu bilir bunu soyleriz!..
Bu türedilerin hepsi, kendisini müctehid sanmaktadır. Bilginleri, imkân dâhilinde olan ilmi toplamıştır. Onlar, kitap telifi, basım ve yayımı ile meşgul olurlar; bu uğurda birçok mal sarfederler. İbn-i Teymiyye'nin türettiği şeylere yardımcı olmak için, olanca güçlerini sarf ederler, halkı "İctihâd-ı mutlak" iddiasında bulunmaya teşvik ederler. Kitap ve sünnetten ahkâm çıkarırlar ve fakat Ümmet-i Muhammed'in, üzerinde ittifak ettiği dört mezhepten birini taklit etmeyi terk ederler.
Allah hidayet etmedikten sonra en etkili hüccette yetmez.
‎Allah’ı bırakıp, kendilerine hiçbir zarar ve fayda vermeyecek şeylere ibadet ediyor ve “Bunlar, bizim Allah katındaki şefaatçilerimizdir.” diyorlar. De ki: “(Allah bu varlıklara ibadeti meşru kılmamış ve bunlara şefaat yetkisi vermemiştir. Buna rağmen böyle iddia ederek) Allah’a göklerde ve yerde bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz?” O (Allah), onların şirk koştuklarından münezzeh ve yücedir. ‎(10/Yûnus, 18) “Dikkat edin! Halis din yalnız Allah’ındır. O’nu bırakıp da dostlar edinenler: ‘Biz onlara sadece bizi Allah’a daha çok yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz’ derler…” (Zümer, 39/3) “Allah’tan başka yalvardıklarınız sizin gibi kullardır…” (A‘râf, 7/194) “De ki: Şefaat bütünüyle Allah’ındır…” (Zümer, 39/44) “Allah ile beraber başka bir ilaha dua etme! Ondan başka ilah yoktur…” (Kasas, 28/88) "‎De ki: “Tam/Apaçık/En üstün/En etkili hüccet Allah’a aittir. Şayet dileseydi hepinizi hidayet ederdi.” ‎(6/En'âm, 149)

Hatice

@Kitapsevenlerdenbiri
·
Ey Vehhâbiler, şu sizin tekfire kalkıştığınız işler, dinimizin zarûrî gördügü işlerden değildir. Şâyet siz, "Bunlar, üzerinde zâhiren icmâ bulunan şeylerdir. Bunu hem halk, hem de seçkin kimseler bilmektedir" derseniz, biz de diyoruz ki: "Bu husûsta âlimlerin sözlerini bize açıklayınız. Bu olmadığı takdirde bin kişinin sözünü, hattâ yüz kişinin kelâmını veya on kişinin lafını ve nihayet bir kişinin kelâmını açıklayınız. Namaz (oruç vs.) gibi, üzerinde icma bulunan vazifeleri bir tarafa bırakınız da şöyle sıradan bir söz getiriniz." İbn-i Teymiyye'ye nisbet olunan "Kim kendisi ile Allah arasına bir vâsıta koyacak olursa ilh." sözünden başka bir söz bulamadığınız takdirde bu söz, mücmel bir kelâmdır. Sizden bu sözü, ehl-i ilmin kelâmı ile açıklığa kavuşturmanız istenir. Lâkin siz, çok hayret verici bir iş yapıyorsunuz. Bu sözü, sahibinin maksadı hilafına ve kitaplarında naklettiğine aykırı olarak delil getiriyorsunuz.
Bir kadına dair bu denli aşağılayıcı ifadeler kullanılsaydı, bunu umuma açık şekilde paylaşmayı kendime yakıştıramazdım. Hele ki anneme, yahut haysiyetine değer verdiğim herhangi bir kadını bu sözlerin muhatabı olarak düşünsem, öfkem ziyadeleşir, böyle bir metni barındırmayı dahi zül addederdim. Zira haysiyeti inciten söz, edebin değil; kalpteki noksanlığın yansımasıdır. Bu sebeple, böylesi bir eseri kitaplığımda tutmayı değil, ondan uzak durmayı tercih ederdim.

daryā

@demdemeci
·
Ortalık karışır ama yine de sen bilirsin...
Erkekler genellikle, görünüşten başka hiçbir şeye önem vermeyen, cimri, korkak, titrek yaratıklardır.
Sayfa 89 - İthaki Yayınları / Japon Klasikleri-7 / 4.Baskı, Ekim 2022·Kitabı okudu
Edebiyat
Bayrama kavuşturan Rabbimize hamdolsun. Bayramınız Mubarek olsun.