Muhafız

Muhafız
𝓛𝓪̂ 𝓲𝓵𝓪̂𝓱𝓮 𝓲𝓵𝓵𝓪𝓵𝓵𝓪𝓱 Sözlerini iyi yöneten, dünyayı dize getirebilir.
Bu kadarına da pes doğrusu..
1/10
·328 syf.··
2026 8. kitabı
Neresinden tutsanız elinizde kalan bir eser olmuş. Bu kitabı okumaktaki amacım Nebhânî’nin ve sufilerin ileri sürdüğü görüşleri eleştirel bir şekilde incelemek ve özellikle tevessül, istigâse ile kabirden yardım talebi konularında ileri sürdüğü delillerin ne olduğunu öğrenmek ve değerlendirmekti. Eser, muhalifleri ve sahabe uygulamasını göz ardı eden çıkarımlar içerdiği için bir sorumluluk bilinciyle, Kur’ân, sahih hadis ve sahabe pratiği ışığında hatalarını ve dayanıksız noktalarını ortaya koymayı hedefliyordum. Okuma sürecim meraktan veya heyecandan değil, akideyi koruma ve ilmi doğruluğu ortaya çikarmaktan kaynaklanmakta. Kitap dua, tevessül, istigase ve Resûlullah ﷺ’in kabir hayatına dair meselelerde belirli bir tasavvurun müdafaasını hedeflemiş bir eser. Ancak eser, hem delil kullanımı hem de muhalif görüşleri ele alış tarzı bakımından ciddi usuli problemler barındırmakta. Bu durum da ortaya konulan sonuçların ilmi bağlayıcılığını yok etmekte. Her şeyden önce ehli sünnetin tüm âlimlerinin icmasına göre akidevi bir meselede belirleyici olan şey, zanni çıkarımlar, rüyalar, menkıbeler değil, MUHKEM NASSlardır. Kuranı Kerim, dua ve istigâsenin yalnızca Allah’a tahsis edilmesi gerektiğini açık ve tekrarlı bir biçimde ortaya koyar: "Mescidler Allah’ındır; o hâlde Allah ile beraber kimseye dua etmeyin" (Cin 18), "Allah sana bir zarar dokundurursa, onu O’ndan başka giderecek yoktur" (En‘âm 17), “O’ndan başka dua ettikleriniz size ne zarar ne de fayda verebilir” (Yûnus 106), “Darda kalana dua ettiğinde icabet eden kimdir?” (Neml 62). Bu ayetlerde geçen dua, yalnızca bir hitap değil; Resûlullah ﷺ’in ifadesiyle “ibadetin ta kendisi”dir (Tirmizî). İbadet olan bir fiil, Allah’tan başkasına yöneltildiğinde bu hâl, Kuranın çizdiği tevhid
Vehhabilere CevaplarYusuf Nabhanî · Fazilet Neşriyat · 201216 okunma
Reklam
Muasır Cehmiyye'ye Reddiye..
10/10
·182 syf.··
2025 11. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 20 Şubat 2025 22:07
Ebû Saîd ed-Dârimî, İslam’ın temel ilimlerinde derinleşmiş, fıkıh, hadis, tefsir ve akaid alanlarında eğitim almış, ilminin derinliğini bu sahalarda birçok alimden almış bir şahsiyettir. Fıkıh ilmini İmam Şâfiî'nin öğrencisi Ebû Ya'küb el-Büveyti’den, hadis ve usul ilmini ise Yahyâ b. Main, Ali b. Medînî, Ahmed b. Hanbel gibi büyük alimlerden öğrenmiştir. Bu derin ilmi birikimle yazdığı "Er-Reddu Âle'l Cehmiyye" adlı eserinde, Cehmiyye mezhebinin Allah’ın sıfatları ve varlık anlayışına dair sapkın inançlarını çürütmektedir. Cehmiyye mezhebinin inkâr ettiği temel meselelerden biri, Allah’ın gökte olduğudur. Allah’ın kendisini vasıflandırdığı şekilde, Arş'ının üstünde olduğunu kabul etmek, İslam inancının temelini oluşturan bir gerçektir. Kur’an-ı Kerim ve sahih hadislerle sabit olan bu inanç, Allah’ın (ﷻ) semada ve Arş’ının üstünde olduğuna dair apaçık delillere dayanmaktadır. Özellikle, Tâhâ suresi 5. ayette Allah'ın "Arş’a istiva ettiği" belirtilmiştir. Aynı şekilde, Rasulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem, bir cariyeye Allah’ın nerede olduğunu sormuş ve cariye "Semadadır" cevabını verince, Rasulullah ﷺ'de "O mümindir, onu azat et" demiştir (Sahih Müslim). Bu hadis, Allah’ın semada olduğuna iman etmenin, bir müslümanın temel inançlarından biri olduğunu net bir şekilde ortaya koymaktadır. Cehmiyye ise bu gerçeği inkâr etmektedir. Onlar, Allah’ın semada olduğunu reddederler, Allah'ı tenzih etmek için akılları sıra kafalarından teşbih yaparak oluşan sadece cehmilerde oluşan sapkın düşünceleri tevil, ta'til ederek saparlar. İmâm Âzam Ebû Hânife "Allah'ın semâda oluşunu inkâr eden kâfirdir." Demiştir. Ancak İslam’ın doğru yolunu takip edenler, Allah’ı her türlü noksanlıktan münezzeh kabul eder ve O’nun yüksek Arş’ının üstünde olduğuna iman ederler. Ebû Saîd
Din
Cehmiyye'ye ReddiyeOsmân b. Saîd ed-Dârimî · Varakat Yayınları · 202010 okunma
10/10
·220 syf.··
2025 10. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 19 Şubat 2025 23:37
Bazı kitaplar vardır ki insanı sadece bilgilendirmez, aynı zamanda sarsar, uyandırır ve adeta yeni bir bakış açısı kazandırır. İşte bu kitap böyle bir eser! Seyyid Kutub, her cümlesiyle okuyucuyu derin bir muhasebeye davet ederken, çağdaş dünyanın krizlerini cesurca ele alıyor ve İslam’ın bu sorunlara getirdiği çözümleri büyük bir berraklıkla sunuyor. Kitabın en çarpıcı yanı, Kutub’un tespitlerinin ne kadar isabetli olduğudur. Batı(l) uygarlığının maddi ilerlemesine rağmen ruhen nasıl bir çöküş içinde olduğunu anlatırken, insanın yalnızlaşmasını, ahlaki değerlerin kaybolmasını ve modern bireyin içsel sıkıntılarını inanılmaz bir keskinlikle gözler önüne seriyor. Ancak bunu kuru bir eleştiriyle değil, İslam’ın güçlü ve tatmin edici çözümlerini anlatarak yapıyor. Yani Kutub, sadece bir problem tespiti yapmakla kalmıyor, okuyucunun zihnine ışık tutan bir reçete sunuyor. Akıcılık konusunda söylenecek tek şey var: Kitabı elinize aldığınızda bırakmanız neredeyse imkânsız! Öyle bir anlatım ki, her cümlede insan sarsılıyor, bazen durup düşünmeye dalıyor, bazen de hayranlıkla bir sonraki bölüme geçiyor. Kutub’un üslubu ve vurguları, adeta zihne kazınıyor. Kitap bittiğinde ise insan kendini bambaşka biri gibi hissediyor. Eğer modern dünyanın buhranlarını gerçekten anlamak ve İslam’ın sunduğu çözümleri görmek istiyorsanız, bu kitap tam size göre. Okuyun, etkileneceksiniz! Rabbim, senin rızan için kalemiyle ve fikriyle mücadele eden, hakikati haykırdığı için şehadete yürüyen Seyyid Kutub’u rahmetinle kuşat. Onun bıraktığı ilmi mirası diri tut ve bizleri de onun gibi hak üzere sebat edenlerden eyle. Bu kitabı okuyacak olanlara basiret, feraset ve derin bir idrak nasip eyle. Kalplerimizi hakikatle nurlandır, bizleri modern dünyanın şaşırtıcı yollarında kaybolmaktan muhafaza buyur.
Çağdaş Uygarlığın Sorunları ve İslamSeyyid Kutub · Beka Yayınları · 2014182 okunma
İbrâhîm aleyhisselam'ın izinden..
10/10
·728 syf.··
2025 9. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 17 Şubat 2025 19:07
Halis Hoca'nın bu eseri, ehli sünnet itikadına dayalı olarak yapılmış bir tefsir çalışması olmuş. Hoca, eserinde, İbrâhîm ve Hicr surelerinin ayetlerini, sahih İslami kaynaklara ve İslam’ın temel prensiplerine sadık kalarak açıklamış, her bir mesajı günümüze ışık tutacak şekilde yorumlamış. Kitap, ehli sünnet akidesine uygun olarak, Kur'an'ın mutlak anlamına sadık kalınarak selefi menhece uygun yazılmış. Hoca, selefi alimlerin izinden giderek, Resûl ﷺ'in hadislerine sahabe gibi Îmân etmiş ve tevil, tahrif, teşbih yapmamış, her ayetin anlamını sahih hadislerle desteklemiş ve İslam'ın temel öğretilerine uygun bir şekilde tefsir etmiş. Bu bağlamda, İbn Kesir, el-Taberi, İbn Hacer el-Askalani ve el-Razi, şeyhülislâm ibn Teymiyye (Allah hepsinden razı olsun) gibi büyük müfessirlerin görüşlerinden istifade edilmiş ve sık sık yer verilmiş. İbrâhîm Suresi, özellikle tevhid ve teslimiyetin önemi üzerinde durulmuş, halis hoca bu surenin, Resûl ﷺ'in hayatındaki örneklarle açıklanmasına özen göstermiş. aynı şekilde Hicr Suresi de, sabır, takva ve imanla ilgili dersler işlenmiş. Hoca, bu sureyi işlerken, her bir ayeti hem bireysel hem de toplumsal düzeydeki etkilerini göz önünde bulundurmuş ve bu derslerin, her dönemde geçerli olan öğretiler olduğunu vurgulamış. Kitapta, aynı zamanda İslam'ın temel ilkelerinin nasıl hayata geçirileceğine dair pratik rehberlik Resûl ﷺ'in tertemiz menhecini takip ederek anlatılmış. Her iki surenin tefsirinde, Kur'an'ın tarihsel ve evrensel boyutlarını birleştirerek, doğru anlamların ortaya çıkmasına vesile olmuş hoca. Böyle olması nedeniyle düşünerek, hayâl ederek okuyan bir insanın çok keyif alarak okuyacağı, kolayca ve açıkça öğrenebileceği bir ders niteliğinde kitap olmuş. Hoca'nın bu tefsiri, ehli sünnet itikadına uygun bir şekilde, akıl ve
Din
Vahyin Rehberliğinde İbrahim ve Hicr SuresiHalis Bayancuk (Ebu Hanzala) · Tevhid Basım Yayın · 202214 okunma
Bir Müşrik İlmihali'dir Tasavvuf.
10/10
·292 syf.··
2024 68. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 28 Aralık 2024 19:09
Mistisizm" kelimesi, eski Yunancadan gelmektedir. Dilsiz olmak, konumamak, dudakları ve gözleri yummak gibi anlamlara gelir. Terim olarak ise; insanı ahlaken yüceltme, ruhi saadete erdirme, özündeki hakikati kavratma, görünen dünyanın üstünde ve ötesinde görünmeyenin şuuruna erdirme çabasıdır. Dinlerin deruni ve ruhani yönüdür. Bu bakımdan din fikri nasıl insanlık kadar eski ise mistisizm ve ruhani hayat da o kadar eskidir. Dinsiz bir toplum olmadığı gibi mistik tarafı, ruhani hayatı bulunmayan bir din de mevcut değildir. Bu, İlahi menşeli dinlerde olduğu gibi beşerî dinlerde de vardır. "Mistik tecrübe" denilen ruhi duyuş ve deruni anlayışın mahiyeti, bütün dinlerde ve felsefi sistemlerde benzerlikler arz etmektedir. Mistisizm farklı toplumlarda hep farklı isimlerle var olagelmiştir. Filozoflar, buna hikmet/sophia derken Hristiyanlıkta bu, ruhbanlık olarak açığa çıkmış; Yahudilikte kabala, İslam'a müntesip olanlar arasında da Tasavvuf olarak belirmiştir. Kitabı okuduktan sonra kaynakları ile tasavvufun müminler için nasıl bir müşrik ilmihali olduğunu, ne gibi sapkın inançlar barındırdığını, Mekkeli müşriklerden beter hâle gelmiş Allah'ı (swt) kendisine ortak kabul etmeyen yüceltilmiş kutupları, gavsları ve erotik menkıbelerini müşahede edeceksiniz. Bir müminin sinirlenerek okuyacağı bir kitap olacaktır. Çünkü; tasavvufçuların Allah ile olan cinsi münasebetinden (hâşâ), çıplak hutbelerinden, Oğlancılıklarından nakiller var. Bu kitabı okuyan bir sûfi artık kendisini tasavvufa nispet edemez diye düşünüyorum. Ediyor ise dini kendisine mübarek olsun. Okuyacak sûfilere Allah (swt) okuduklarını anlama ve idrak edebilmeyi nasip etsin.
Tasavvuf
TasavvufHalis Bayancuk (Ebu Hanzala) · Tevhid Basım ve Yayın · 058 okunma
Reklam