Esrem, Zabyan b. İmare'ye isnad edilerek şöyle rivayet olunmuştur; Beni Sa'd'dan bir zat, Beni Hanife mescidine uğradı ve gördü ki; onlar Müseyleme'nin safsatasını okuyorlar. Bunun üzerine İbn Mes'ud'a gitti ve durumu ona anlattı. İbni Mes'ud radıyallahu anh bir adam göndererek onları getirtti ve hemen tevbeye davet etti. Onlar da tevbe ettiler, İbn Nevehâ denilen biri müstesna diğerlerini bıraktılar. Dedi ki: "Seni bir defa daha getirtmiştim, tevbe ettiğini iddia etmiştin. Görüyorum ki yine geldin." Bu şekilde İbn Mes'ud onu öldürdü.
Tekrar tekrar mürted olan kişinin tevbesinin kabul edilmemesinin bir başka nedeni de kişinin İslâm inancının bozuk olduğunu ve de İslâm'a olan bağının ve ilgisinin az olduğunu göstermesindendir.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Dört mezhebe göre; mürtedin tevbesi ancak inkâr ettiği şeyden vazgeçmesi ile geçerli olur. Yalnız şehadeti söylemesi yetmez. İslâm'ı tamamen terk ederek mürted olan kişi; İslam'dan başka bütün dinleri reddettiğini söyler ve kelime-i şehadet getirirse tevbesi geçerlidir.
(İbni Kudame-El-Mugni10/100), (El-Mebsut 10/112), (Fethu'l Kadir 4/387), (Merdavi-El-Insaf 1/335), (Makdisi-El-İkna 4/303), (Nevevi-El-Mecmu 18/13)
Cabir radıyallahu anh'dan; rivayete göre:
"Ümmü Rûman isimli bir kadın mürted oldu. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem tevbeye çağrılmasını, kabul etmediği takdirde öldürülmesini emretti."
İmam İbn Teymiyye rahmetullahi aleyh'in zekâtı vermeyenlerin küfrü üzerine söylediği sözlerinin sonunda şöyle dedi: Zekâtı vermeyen kişiye, sahabe radıyallahu anh zekâta inanmadığından mı yoksa inanıp vermek istemediğinden dolayı mı diye bir soru sormamışlardır. Bilakis Ebu Bekr radıyallahu anh Ömer'e şöyle dedi: "Bunlar Rasulullah'a verdikleri bir keçi yavrusunu benden esirgerlerse bundan dolayı onların boynunu vururum." İşte Ebu Bekr bu sözü ile yalnız inkâr etmekle değil, zekâtı vermemekle onlarla savaşılacağını vurgulamıştır. Hatta zekâtı vermeyenlerden bir kısmı zekâtın farziyetini inkâr etmeyip zekâtı vermediklerine dair rivayetler vardır. Bununla beraber halifelerin bunlara karşı tavrı; ayrım yapmadan zekâtı vermeyenlerden savaşanları öldürmek, çocuklarını ve hanımlarını esir alıp mallarını ganimet edinmek ve onlardan ölenlerin ateşe gireceklerine şehadet etmek ve de onların hepsini mürted olarak isimlendirmekten ibaret olmuştur.
İbni Teymiyye rahmetullahi aleyh, İslâm'ın temellerine bağlı olduklarını ve şehadeti kabul ettiklerini iddia eden Tatarlara savaş açmanın hükmü sorulduğunda şöyle dedi:
"İslâm'ı tatbik etmek istemeyen herhangi bir taife ile İslâm'ın birtakım gereklerini yerine getirseler, kelime-i tevhidi kabul etseler bile, İslâm'ın şeriatlarını tümüyle uygulayıncaya kadar savaşmak gerekir.
Ebu Bekr ve sahabe radıyallahu anhuma'nın zekâtı vermeyenlerle savaşılması gerektiği hükmü... Bu hüküm onlardan sonra bütün fakihlerin kabul ettikleri bir hüküm olmuştur. Sahabe kitap ve sünnete dayanarak İslâm'ın hukukunu vermeyen kimselere karşı savaşmak üzerinde ittifak etmişlerdir. Aynı şekilde Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'den Haricilerin öldürülmesi hakkında on yoldan hadis sabit olmuştur. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Havaric'in insanların en şerlisi olduğunu haber verdiğinde onları şöyle vasıflandırıyor:
"Siz onların namazlarına baktığınızda namazlarınızı çok az göreceksiniz, oruç tuttuklarına baktığınızda oruçlarınızı daha az göreceksiniz."
İslâm'ı kabul etmekle beraber, İslâm'ın gerektirdiği bir takım farzları yapmamaları, onlara savaş açılmasına engel değildir. Bütün din tamamen Allah'ın oluncaya ve şirk kalmayıncaya kadar savaşmak farzdır.
Herhangi bir taifenin farz olan namazı kılmaması, oruç tutmaması, haccetmemesi, Allah'ın haram kıldığı kanları haram kılmaması, Allah'ın haram kıldığı malları haram kılmaması, içkiyi haram kabul etmeyip satışını serbest kılması, zinayı veya kumarı haram kabul etmemesi, haram olan kadınlarla evlenmeyi haram kılmaması, kâfirlerle cihad yapmanın gerekli olmadığını söylemesi, kitap ehlinin cizye vermeleri gerektiğini kabul etmemesi ve bunlar gibi dinin gereklerini yapmaması veya Allah'ın haram kıldığı şeyleri reddetmesi vb. bunların her