Muhafız

Ömer b. Hattab radıyallahu anh şöyle demiştir: "İslâm'da, cahiliyeyi bilmeyen kişiler olunca İslâm'ın düğümleri tek tek çözülmeye başlar. Çünkü kişi, şirki ve Kur'an'ın kötü gördüğü ve reddettiği şeyleri bilmezse o şeylerin içine düşer ve cahiliye ehlinin içinde olduğu fikirleri bilmeden onları kabul eder. Dolayısıyla kendisinin cahiliye ehli üzere olduğunu bilmez. İşte böylece İslâm'ın düğümleri çözülür. Ve iyilik kötülük, kötülük iyilik, bid'at sünnet, sünnet de bidat olarak görülmeye başlar. Bu durumda tevhidi şirkten temizleyen ve insanı ihlaslı sağlayan kişi tekfir edilir. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in sünnetine ittiba edip, insanların fikirlerini reddeden kişi de bid'atçi olarak isimlendirilmeye başlar. Basiret sahibi olan bir kişi bu durumu apaçık bir şekilde görebilir. "Ölülerden ihtiyaçlarını talep etmek ve yardım istemek suretiyle onlara yönelmek..." İşte bu da büyük şirklerdendir. İnsanların şirkinin temelidir. Ölünün ameli kesildiğinden nefsine ne bir fayda ne de bir zarar verebilir. Yardıma çağırdıkları şeyden iyilik ya da Allah'tan kendisi için şefaat etmesini istemek durumu şefaat edenle edilenin bilinmemesindendir. Çünkü Allah-u Teâlâ indinde, izni olmaksızın kimse şefaat edemez.
Sayfa 90·Kitabı okudu
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İnsanların çoğunun ilahları sevmesi Allah'a olan muhabbetinden daha fazladır. Ve tapmış oldukları şeyhlerine laf atılırsa, Allah'a laf atıldığında göstermesi gereken kızgınlıktan daha çok kızgınlık gösterirler. Biz ve bizden başkaları buna aşikâr olarak şahit olmuşuzdur. Hatta bazıları, devamlı oturup kalktığında, her tökezlediğinde ve yalnız kaldığında Allah'la beraber taptıkları şeyhlerin ismini zikrederler. Onlar bunu inkâr etmiyorlar; ama şeyhlerinin onların ihtiyacını Allah'a götüreceğini ve Allah katında şefaatçisi olduğunu zannediyorlar. Bunun gibi daha önce putlara tapanlar da böyle iddia ediyorlardı. Bu konuda onların iddiaları eşittir. Daha önceki puta tapanların ilâhları taştan idi. Bunlar ise beşerden ilah edindiler. Allah-u Teâlâ onlar hakkında şöyle buyuruyor: "Allah'ı bırakıp O'ndan başka dostlar edinenler: "Biz onlara ancak bizi daha çok Allah'a yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz" derler. Muhakkak ki Allah aralarında ihtilaf ettikleri hususlarda hüküm verecektir. Şüphesiz ki Allah yalancı ve kâfir olan kimseyi hidayete erdirmez." (ez-Zümer: 3) Bu hal, Allah'tan başka dost edinen kimsenin halidir. Bu kimse onunla Allah'a daha çok yaklaşacağını zannediyor. Bundan kurtulan kimse ne mutlu kimsedir. Hatta bu puta tapanları reddedip düşmanlık eden daha da değerlidir. Bu müşriklerin şirke girme sebepleri ise, taptıklarının Allah katında kendilerine şefaat edeceklerini zannetmeleridir. Bu da şirkin ta kendisidir. Allah-u Teâlâ, Kur'an'da bunu reddetmiş ve geçersiz olduğunu söylemiştir. Allah-u Teâlâ her türlü şefaatin kendisine ait olduğunu haber vererek: "De ki: "Allah'tan başka ilâh olduğunu sandıklarınızı çağırın, sizin bir sıkıntınızı gidermeye ve onu değiştirmeye güçleri yetmez." (İsra: 56) Allah-u Teâlâ başka bir ayette: "(Ey Muhammed!) De ki:
Sayfa 89·Kitabı okudu
İbn-i Kesir: "Onlar cahiliyenin hükmünü mü istiyorlar? İnanan bir kavim için Allah'ın hükmünden daha güzeli hangisidir?" ayetinin tefsirinde diyor ki: "Allah-u Teâlâ, her hayrı kapsayıcı, her şerri yasaklayıcı hükmünden yüz çevirip bunun dışında cahiliyede olduğu gibi, kişilerin görüşlerine dayanan hevalarını ve delalet ve sapıklığı ifade eden değer yargılarına ya da taraftarların siyasi hayatında olduğu gibi çeşitli din karışımı ve beşeri görüşlerden meydana gelen Cengiz Han'ın vazettiği "Ye'sak" gibi İslâm dışı hükümlere yönelenin imanını kabul etmiyor. Böyle davranan kâfirdir. Onunla, büyük küçük her meselede Allah'ın hükmüne dönünceye kadar savaşmak lâzımdır.
Sayfa 78·Kitabı okudu
Tahavi Akidesi Şerhinde İbn Ebul İz diyor ki: "Burada hatırlatılması gereken bir durum vardır ki Allah'ın indirdikleri ile hükmetmemek İslâm milletinden çıkartan bir küfürdür. Hakim, Allah'ın hükmünü bilmekle beraber, bununla hükmetmenin gerekmediğine veya bununla hükmedip hükmetmemede serbest olduğuna inanıyorsa ya da küçümsüyorsa yaptığı büyük bir küfürdür."
Sayfa 78·Kitabı okudu
İbni Kayyım: "Allah'ın hükmü olduğunu bilmekle beraber, eğer, bununla hükmetmenin gerekmediğine veya bununla hükmedip hükmetmemede serbest olduğuna inanıyorsa bu büyük küfürdür."
Sayfa 77·Kitabı okudu