Muhafız

"Muhakkak ki hüküm vermek, yalnız Allah'a aittir. Kendisinden başkasına değil, yalnız O'na ibadet etmenizi emretti. Dosdoğru din işte budur! Fakat insanların çoğu (hüküm verme yetkisinin yalnız Allah'a ait olduğunu) bilmez." (Yusuf: 40)
Sayfa 35·Kitabı okudu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Bütün âlimler; ibadette Allah'a şirk koşan, Allah ile kendisi arasında aracı bulunduran, (bu aracılara) bel bağlayan, dua eden ve dilekte bulunan, Allah'ın varlığını inkâr eden, Allah'ın sabit sıfatlarından birini bilerek reddeden, Allah'ın isim veya sıfatlarından biriyle alay eden, Allah'ı şanına ve yüceliğine yakışmayan sıfatlarla vasfeden, Allah'a eş veya oğul isnat eden, Allah'ın herhangi bir şeyi sebepsiz veya hikmetsiz yarattığına veya yaratabileceğine inanan, ölümden sonra dirilmek, hesap, cennet, cehennem, melekler, cinler ve azap gibi O'nun var dediğine yok diyen ya da yok dediğine var diyen, âlemin ezeli veya ebedi olduğuna inanan ya da bunda şüphe eden, Allah-u Teâlâ bunu bana emrederse yapmam diyen, ruhların bir canlıdan diğer canlıya geçtiğine inanan, Kur'an-ı Kerim'in Allah katından olmadığına inanan, Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem'in yalancı olduğuna inanan, Ali radıyallahu anh'ın ilah ya da peygamber olduğuna inanan, Kur'an-ı Kerim'in kıyamete kadar her yerde tatbik edilmeyeceğine inanan, şeriatın dışındaki kanunları insanlara uygulayan, Allah'ı dünya gözüyle gördüğünü iddia eden, peygamberlik iddiasında bulunan ve bu kimseye inanan, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in sünnetini hafife alan veya alay eden kişilerin kâfir olduğunda ittifak etmişlerdir. (El-Fetevayı Hindiye 2/258, El-Bahru'r Raik 5/129-131, Haşiyetu'l Huraşi 8/63-64, Mevahibu'l Celil 6/280, El-İnsaf 10/326, Nihayetu'l Muhtac 7/135-136, İbni Kudame El-Mugni Şerhu'l Kebir 8/565-Aliş Minehu'l Celil Şerhi 4/461)
Sayfa 33·Kitabı okudu
El-Esram radıyallahu anh'ın Abdullah radıyallahu anh hakkında şöyle dediği rivayet edildi: "Bir adam kâfirlerin eline esir düşerse ve küfre girmesi için zorlanırsa onlara icabet etsin mi? (Yani onların istediği küfrü işlesin mi?) diye sordu: Abdullah radıyallahu anh bu kişinin kâfirlere icabet etmesini çok çirkin gördü ve şöyle dedi: "Bunun durumu Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in ashabı hakkında inen ayete (en-Nahl: 106'yı kastederek) benzemez. Âyet, kâfirler tarafından yakalanıp küfür sözü söylemesi için zorlanan ve bu sözü söyledikten sonra tamamen serbest bırakılan kimse hakkında inmiştir. Söylediğin kişiler ise küfre zorlanır ve bu hal üzere yaşamaları istenir. Küfür olan kelimeyi söylemesi için zorlanan kişi, bunu söyledikten sonra serbest bırakılıp dilediğini yapabilecekse bu söz ona zarar vermez. Fakat diğerleri ise kâfirler arasında devamlı kalmaya zorlanırlar, haramları helal, helalleri haram yapmaya, farz ve vacipleri terk etmeye, haram işlemeye, Müslüman kızları kâfir erkeklerle evlendirip kâfir çocuklar doğurmaya zorlanırlar. Bu hareketler onları İslam'dan çıkmaya yöneltir ve gerçek küfre sevk eder."
Sayfa 29·Kitabı okudu
Habbab b. Eret radıyallahu anh'dan şöyle rivayet edilmiştir: "İslam'ın ilk günlerinde Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Ka'be'nin gölgesinde kaftanını yastık yapmış dayandığı sırada kendisine (Kureyş müşriklerinin işkencelerinden) şikâyet ettik:" "Ya Rasulullah! Bizim için Allah'tan yardım dileyemez misiniz? Bunların zulmünden kurtulmamız için Allah'a dua etmez misiniz?" demiştik. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle bu-yurdu: "Sizden önceki ümmetler içinde öyle bir kişi bulunmuştur ki müşrikler tarafından onun için yerde bir çukur kazılır, o kişi çukura başı dışarıda kalarak gömülürdü. Sonra bir testere getirilir, başı üstüne konularak ikiye bölünürdü de bu işkence o mü'mini dininden döndürmezdi. Bir başkasına da demir taraklarla etinin altındaki kemiği ve siniri taranarak işkence edilirdi de o işkence o mü'mini dininden döndürmezdi. Ashabım! Allah'a yemin ederim ki şu İslam dini herhalde ve muhakkak kemale erecektir. Öyle ki koyun sahibi, kurt yanlarında iken koyunlarını bırakıp San'a'dan Hadramut'a kadar gidecek, Allah'tan başka hiçbir şeyden korkmayacaktır. Fakat ashabım siz acele ediyorsunuz." (Buhari, Müslim)
Sayfa 27·Kitabı okudu
Baskı (ikrah) iki türlüdür:
1- Tam veya zorlayıcı (mülci) ikrah: Canın Ölüm tehlikesine maruz kalması, vücut organlarından birinin telef olma tehlikesi, sakat bırakacak derecede ağır dayak veya zengin birinin bütün malının elinden alınması halinde -eğer müslümanlar bu maldan faydalanıyor ve bu malın yokluğunda çok zor duruma düşeceklerse- bütün bunlar zorlayıcı baskı hükmündedir. Bu tür baskı ihtiyarı ortadan kaldırır. 2- Zorlayıcı olmayan baskı: Malın kısmen telef olması şeklinde bir tehdit, hapis, bir organı sakat bırakmayacak derecede dayak gibi... Bu tür baskılar ihtiyarı bozmaz. Zorlayıcı baskı karşısında küfür sözü söyleyen kişinin kâfir olmadığı, zorlayıcı baskı dışındaki baskılar karşısında küfür sözü söyleyen kişinin ise, bu sözü söylerken kalbinin imanla dolu olduğunu iddia etse bile, kâfir olduğuna dört mezhebin imamları ittifak etmişlerdir. (Bedaiu's senai' c: 9/4483 -Eş-Şerhu's-Sagir 2/548-549, Eş-şerhu'l Kebir 10/109, Serahsi-El-Mebsut 10/123 -Aliş Minehu'l Celil Şerhi 4/470 - İbni Kudame El-Mugni 8/152, İmam Şafii el-Umm c: 6/152)
Sayfa 25·Kitabı okudu