Muhafız

Muhafız
𝓛𝓪̂ 𝓲𝓵𝓪̂𝓱𝓮 𝓲𝓵𝓵𝓪𝓵𝓵𝓪𝓱 Sözlerini iyi yöneten, dünyayı dize getirebilir.
Bunuda tevil edecek değilsin heralde.
Din; cifrlerden, ebcedlerden ve şifreli harf oyunlarından değil; Kur’an’dan, sahih sünnetten ve selefin yolundan öğrenilir. "İmam-ı Ali Radıyallahu Anh ve Kerremallahu Vechehu, Kaside-i Celcelutiye'sinde kerametkârane Risale-i Nur'dan haber verdiği yerde Risale-i Nur'u Siracünnur ve Siracüssürc namlarıyla tesmiye ederek..." Bu söz, hadis usûlü, fıkıh usûlü ve akaid açısından batıl bir iddiadır. Çünkü burada Ali Radıyallahu Anh’ın asırlar sonra ortaya çıkacak bir şahsı, cemaati ve külliyatı gaybi şekilde haber verdiği iddia edilmekte. Halbuki gaybı bilmek Allah Subhanehû ve Teâlâ’nın sıfatlarındandır. Kur’an’da Allah Azze ve Celle: “De ki: Göklerde ve yerde gaybı Allah’tan başka kimse bilmez.” buyurmuştur. Yine: “Gaybın anahtarları O’nun katındadır, onları ancak O bilir.” ayetinde gayb ilminin yalnız Allah’a ait olduğu açıkça belirtilmiştir. Ehl-i Sünnet akaidine göre peygamberler bile gaybı zati olarak bilmezler. Ancak Allah’ın vahiy ile bildirdiği kadarını bilirler. Sahabenin, velilerin veya âlimlerin; gelecekte çıkacak cemaatleri, kitapları veya şahısları şifreli ifadelerle önceden bildiğini iddia etmek ise bozuk bir akidedir. Çünkü bu anlayış, kullara Allah’a ait bir sıfatı vermektir ki bu şirktir. Hadis usulü açısından bakıldığında "Kaside-i Celcelutiye" denilen metnin sahih bir isnadı yoktur. Kütübi Sitte’de, muslimde, Buharide veya sahih hiçbir kitapta bulunmaz. Muhaddisler tarafından sahih kabul edilmiş bir rivayet değildir.** Hadis usulünde bir sözün kabul edilmesi için: senedinin sahih olması, râvilerinin güvenilir olması, metninin şaz ve münker olmaması gerekir. ** İsnadı olmayan veya sahih bir şekilde sabit olmayan bir metinle ne akaid kurulur ne de gaybi iddialar ispat edilir. İlimden nasibini almış kişiler için, muhaddislerin "isnad dindendir"
Reklam
Canım Annem...
Bu sabah gözyaşlarıyla Rabb’inden bana hayırlı bir kısmet istemiş. Bir annenin duası kadar içten, bir annenin dualarinda olup gözyaşı akıtacak kadar değerli ne var ki şu dünyada?
Sözde modern insan, en büyük yalnızlığını kalabalıkların tam ortasında yaşıyor.
Öyle bir kelime ki Allah'ın aslanı Hamza bin Abdulmuttalib bu kelime uğruna Uhud'da parçalara ayrılmıştır. Lâ ilahe illallah!
Yalan mı?
Bir gayrimüslim, nurcularla takılsa; peygamberlerinin said, kitaplarının da risalei nur olduğunu sanır.
Reklam