1937 senesinde Diyarbakır merkezine 10 kilometre mesafede Karabaş, Darafli ve Ayınşa köylerinin arasında gündüz, Silvan kazasının iyi bir ailesinin oğlu Ziya Bey ve arkadaşları Mehmet Ali ve Süleyman isminde üç kişi hiç günahları olmadığı halde öldürülmüştür.
Dava, yalnız bizim neslimizin davası değildir, aynı zamanda tarihin ve gelecek nesillerin davasıdır. Biz 1926-1937 seneleri arasında işlenen büyük cinayetlerden bahsetmek istemiyoruz.
"Dersim katliamının sorumlusu CHP'dir. Aleviler, Atatürk'le Hazreti Ali'nin fotoğraflarını yan yana asıp kendini kandırmasın!"
CHP Tunceli milletvekili Aygün
1935'te Dersim için özel bir kanun çıkartıldı. Sarp dağlarla çevrili ve aşiret hayatının hüküm sürdüğü bu doğal müstahkemeye medeniyet(!) götürülmesi bahanesiyle askerî harekâtlar yapılması kararlaştırıldı. 10 Ocak 1936'da Dersim/Tunceli Valiliği'ne Bakanlar Kurulu kararı ve Atatürk imzasıyla Korg. Hüseyin Ab-ullah Alpdoğan çok geniş yetkilerle donatılarak tayin edildi. Öncekilere kıyasla çok daha ağır olan askerî operasyon 1938 Ağustos'unda son bulacak şekilde üç aşamada tamamlandı.
Harekât en çok Nazımiye ve Hozat bölgelerinde yoğunlaşmıştı. Daha çok Hayderan, Demenan, Kalan, Kureyşan, Abbas Uşağı, Şeyh Hasanlu, Bahtiyari aşiret yerleşim mıntıkaları ile Sin ve Pah bölgesi hedef alınmıştı. Korg. Alpdoğan'ın raporlarına göre makinalı tüfekler (mitralyözler), topçu bataryaları ve 9 savaş uçağı kullanılmıştı.
Harekâtlar sonunda elde edilen kayıt ve raporlara göre 48.582 kişi öldürülürken 12 bin civarında insan sürgüne gönderilmişti. Vilayet adeta boşaltılmıştı. Dersim'in medeniyete açık olmadığı, köprü inşaatlarının bile engellendiği, devletin orada hakimiyet tesis edemediği ve haydutluğun önünün alınamadığı gerekçe gösterilmişti. Dersim'in (Tunceli) idarî yapısı 17 Nisan 1940 tarihli kararnâmeyle tamamen değiştirildi. Buna dair 7 maddelik bir gerekçe de yazılmıştı.
Ancak bu gerekçeler gerçeklerle örtüşmez. Çünkü 1920'li yıllarda Dersim ahalisinin müracaatları üzerine Dersim mebusları Ahmed Şükri ve Feridun Fikri'nin Çemişgezek ve Pülümür'de bir an önce köprü inşa edilmesine dair verdikleri önergeler arşivlerde mevcuttur.
** Burada yayınladığımız resmî belgeler Dersim harekâtlarının planlı, büyük bir katliam, halk açısından da bir insanlık trajedisi olduğunu ortaya koymaktadır. Bu belgelerle dönemin idaresi adeta kendi suçunu ele vermiştir.