Kâinatın Güneşi Efendimiz birgün çarşıya çıkmıştı. Onu görenler etrafını aldılar. Yolda giderken küçük kulaklı bir oğlak ölüsüne rastladılar. Efendimiz oğlak ölüsünü kulağından tutarak yanındakilere:
-Bunu bir dirhem karşılığında kim almak ister? diye sordu.
Sahâbîler:
- Daha az paraya bile almayız. O ne işe yarar ki? dediler.
Efendimiz sormaya devam etti:
- Pekâlâ bedava verilse alır mısınız?
- Hayır, dediler. Aslında bu diri de olsa, kulakları küçük olduğundan kusurlu sayılır. Onun ölüsünü ne yapalım?
Bunun üzerine Peygamber Efendimiz şöyle buyurdu:
- "Bu oğlak size göre nasıl değersiz ise vallahi dünya da Allah katında bundan daha değersizdir"
Öyleleri vardır ki, dışarıda herkese karşı hoşgörülü, nâzík ve yumuşaktır. Fakat eve gelince sanki maskeleri düşer, dünyanın en kaba, en asık suratlı ve en müsâmahasız insanı olup çıkarlar. İşte bu hâl hayırsızlığın tipik örneğidir. Resûl-i Ekrem Efendimiz'in
evindeki hâlini dikkate alan İmam Malik çok güzel bir prensip ortaya koymuştur.Der ki:
"Bir kimse kendisini aile fertlerine, dünyanın en sevimli insanı olarak kabul ettirmelidir."
"– Bugün halk o kadar tâlib ki, biri bir bardak su ile girse içeri, hâdise zannediliyor ve insanın, kâbus anındaki birbiriyle alâkasız vak'alar gibi, bütün mantıkî silsileyi, ruhi silsileyi bozan eserler, deha eseri sanılıyor. Elbette ki bir gün büyük zuhur gelecek ve kıymetleri yerli yerine oturtacak..."