“Her şeye yeniden başlamak da mümkün değildi. İstesem de mümkün değildi. Nerede kaldığımı unuttuğuma göre, baştan başlamak için de birtakım yetenekler gerekliydi; daha talihli doğmuş olmak gerekliydi meselâ. Yeni bir dil öğrenebilmek için, hiç dil bilmemek gerekliydi.”
“Şimdi onu nasıl inandırabilirim bütün bu süreyi onunla birlikte yaşadığıma? Onu unutmuş gibi yaşarken onu düşündüğüme? Anlamaz, görünüşe kapılır, anlamaz.”
Yuvalar
Sormayın Kays ile Leylâ neydi
Biri mecnun biri mecnûneydi
Nerdedir lâkin o dilber ki açık kollarla
Bir mu’attar bir ılık lâneydi
O yanaklar o dudaklar o vûcud
Gözlerinden daha şâhâneydi
Olabilseydi eğer
Ne güzel anneydi
Çölde bir vâhâ ararken Mecnûn
O da bir şebnem için teşneydi
Ki ne dârât ne mâl
Bunların hepsine bigâneydi
Kays’dan bir taşa ânında fedâ
Sırçalar sırçası kâşâneydi
Çok yazık bakmadı mecnûn tadına
İçi lezzet dolu ârzu dolu peymâneydi
Olabilseydi eğer
Ne mükemmel ne ilâhi ne güzel anneydi.
(Asya, 1971:22)