"Hiçbir şey beklediğim gibi olmadı" dedi kadın parmağını elindeki fincanın ağzında dolaştırarak.
"Ne bekliyordun?" dedi adam gözlerini açmadan.
"Tam olarak adını koyamıyorum! Ama yaşadıkça anlıyorum bunların benim hayalini kurduğum şeyler olmadığını" dedi kadın.
Gözlerini açtı, yerinden hafifçe doğruldu ve bir süre kadının yüzüne sessizce baktıktan sonra, "Hayat, içine hayalleri sığdırabilmek için çok küçük, bunu bilmiyor muydun?" diye sordu adam.
"Bilmem! Belki hayat da kurduğum o çocukça hayallerden biriydi!" dedk kadın siyah kederli gözlerini odanın daha önce hiç farkında olmadıkları bir köşesine gömerek.
Sanki anlatılacak çok şey var ve cesaretimi toplayabilsem her şeyi anlatmaya attığım ürkek bir adımla başlanabilecek. Sonrası belli ki tufan, biriken her şey yıkılmış bir barajın suları gibi sökün edip gelecek o ilk adımın arkasından.
Yaşananlara dair söylenmesi gereken çok şey var aslında. Bütün bir geceyi uykusuz geçirmene sebep olan şeyleri bir nefeste anlatmak kolay değildir.
O kadar çok şey biriktiriyor ki insan!
Kimsenin karşılığında bir şey söylemesi de gerekmiyor. Oturup uzun uzun anlatmak, ne varsa söylemek yetiyor çok zaman. Karşısındaki bir şey sormasa. Yargılamadan, yüzünü ekşitmeden, saate çaktırmadan bakmaya uğraşmadan, dudak bükmeden dinleyiverse, anlatacak o kadar çok var ki…
Şimdi kalkıp da seni seviyorum desem.
Söyleyemem ki…
Bunu kendime bile söylemeye cesaret edemedim ben. Bunu içimde hissettiğim ilk andan itibaren içimde saklıyorum.
Münkesif bir kalbim iç burkan acziyetini kimselere söyleyememek de başka bir acı veriyor insan. Oysa karşıma çıkan her insana ilk olarak ve sadece bundan söz etmek istiyorum.
Tutuyorum kendimi, saklıyorum.
Seni saklıyorum, parmaklarını, ellerini saklıyorum, gülümserken kıvrılan dudaklarını saklıyorum, hoşça kallarını saklıyorum, bembeyaz yüzüne bir anda dolan şaşkınlıklarını saklıyorum. Sırf bu yüzden kalbim bir gün paramparça olacak. Bu yüzden gece yarılarında uyanıp içtiğim tek dal sigara eşliğinde gözlerimden akıyorsun. Sana dair gizleyemediklerim yanaklarımdan süzülüyor ve önüme düşüyor.
Öfkelerimi de saklıyorum.
Kudüs sokaklarından kalma öfkelerim var. Bir kadının tülbentine dizi dizi işleyip de, kimsenin yüzüne söyleyemediği öfkeleri gibi.
Aşk ve öfkeyi söyleyemediğinde insanın konuşmaya dair hevesleri de bir bir yok oluyor.
Susuyorsun.
Tarık Tufan