Bazen sır saklama nedeni, âşığın sevgilisini olası güç durumlardan kurtarmak arzusudur. İşte o zaman, sır saklama bir yiğitlik ve aşkına bağlılık simgesidir.
_________
SIR SAKLAMA
... güzeli güzel bulmak ve aşka kendini kaptırmak doğaldır; ne emredilmiş, ne yasaklanmıştır. Zâten kalpler, onları yönlendiren Allah'ın elinde değil midir? Yapılması gereken, doğru ile yanlış arasındaki farkı inceleyip bilmek ve doğruya kesinlikle inanmaktır. Aşk ise doğuştandır. Ancak insan organlarının hareketleri iradesine bağlıdır. Bu hareketler iradeyle yapılır ve doğuştan değildir.
_________
SIR SAKLAMA
Öykü: Âşık bıçağıyla elini kesmiş; kanı akmış ve bu mektubu kanıyla yazmış; kanı mürekkep yerine kullanmış. Tabii bu mektubu kuruduktan sonra gördüm. Yemin ederim, kırmızı Çin mürekkebiyle yazılmış gibiydi.
_________
MEKTUPLAŞMA
Bu kitabın başında, aşk ruhların asıl kendi yüce âlemlerinde birleşmesidir diye belirttiğim düşünceyle buradaki söylediklerimin çeliştiğini söylemeye kalkmasın birisi; ya da öyle sanmasın. Tam aksine bunlar daha da pekiştiriyor. Hepimiz biliyoruz ki bu fâni alemde ruh birtakım örtülerle kaplı, ârazlarla sarılmış ve yeryüzüne ait doğal içgüdülerle kuşatılmıştır. Bütün bunlar ruhun pek çok niteliğini gizler ve yukarıda sözü edilen zor birliği sağlamaksızın, bu durumlar ruhu köstekler ve ayakbağı olurlar. Ancak bu düşüncenin gerçekleşmesini, ruhun oraya uygun ve elverişli bir duruma gelip hazır olduğunda ve kendisine sevilecek nesne ya da kişideki ortak özelliklerle kendisinin gizli yanlarının ortaya çıkmasından, kendisine uyan ve benzeyen yönlerin tanıtılmasından sonra umut edebiliriz. İşte o zaman, hiç engelsiz gerçek birliktelik sağlanmış olacaktır. Ama ilk anda meydana gelen, bütünüyle fiziksel hayranlık ve görünenin ötesinde geçemeyen dış güzelliğe kapılma gibi bazı nedenlere gelince, bunların tümü, tam anlamıyla cinsel arzunun saklı sırrıdır. Ama cinsel arzunun ötesinde bir arzu olursa ve bu arzu o sınırı aşarsa, bu öteye geçme işinde ruhun ve doğal içgüdülerin de katıldığı manevi birleşme meydana gelirse, o zaman buna aşk denir. İki kişiyi sevdiklerini, iki ayrı bireye bütünüyle değişik tutkular beslediklerini ileri süren kişilerin yanılgıları buradan kaynaklanıyor. Oysa onların duydukları duygu, sözünü ettiğimiz cinsel istekten başka bir şey değildir. Bu da gerçek anlamda değil de, mecazi anlamda aşk diye adlandırılır. Gerçek anlamıyla seven kişiye gelince, tutkusu kendisini o denli sarar ki maddî ve manevî hiçbir çıkarını düşünmeye bile zaman bulamaz. Çok kuvvetli bir nedenle, elbette boş vakitlerin tümünü ikinci bir sevgiliye ayıramayacaktır. Onunla nasıl
Sade bir bakış üzerine âşık olduğunu iddia eden herhangi birini işittiğim zaman, benim için bir şaşkınlık konusu olmuyor bu. Ona kolay kolay inanamıyorum. Aşkı bedensel arzularla karıştırdığını sanıyorum. Bu aşkın, gönlünün en gizli köşelerini ele geçirdiğini ve oraya iyiden iyiye yerleştiğini söylese, işte bunu kabul edemem. Bence, hiçbir sevgi insanın iliklerine kadar işlemez. Ancak uzun zaman ilişkiler sürerse, sevdiğin varlıkla sık sık düşüp kalkarsan, yaşamın sevinçli ve üzüntülü yanlarını birlikte paylaşırsan, o başka.
_________
UZUN GÖRÜŞMELER SONUCU SEVENLER