Öykü: Dostumuz Ebu Bekir Muhammed b. Ahmed b. İshak bana anlattı; güvenilir birisi de, adını unuttum, ama sanırım Kadı İbn el-Hazzâ olacak, ona anlatmış: Ramadi diye tanınmış ünlü şair Yusuf b. Harun bir gün, kadınların buluşma yeri olan, Kurtuba'daki parfümeri dükkânının önünden geçerken orada bir genç kız (cariye) gördü. Ona hemencecik gönlünü kaptırdı; sevgisi birden tüm varlığını sardı. O zaman caminin yoluna saptı ve onu izlemeye koyuldu. O anda o da köprüye doğru yöneliyordu. Genç kız onu geçti ve er-Rabad denilen yere vardı. Rabad mezarlığındaki kabirlerin üzerine dikilmiş, Mervan oğullarının, Allah hepsine rahmet etsin, türbelerinin arasından geçerken, nehrin öte yakasında, insanlardan ayrı olduğunu ve yalnızca kendisiyle ilgilendiğini gördü genç kız. O zaman ona doğru yön değiştirirdi. Yanına varınca:
-"Niçin peşimden geliyorsun?" dedi ona. O da kendisine ne denli vurulduğunu anlattı.
-"Rahat bırak beni" dedi, "namusumla oynama, çünkü benden bekleyebileceğin birşey yok; arzunu yerine getiremem."
-"Sana bakayım, yeter!" diye cevap verdi.
-"Bu kadar mı? Bakabilirsin öyleyse" dedi.
-"Prensesim, hür müsün, köle misin?" diye sordu.
-"Köleyim."
-"Adın ne?"
-"Halvet."
-"Kimin kölesisin?"
-"Soruna cevap aramaktansa", dedi "yedinci kat gökte ne var onu araştırsan daha iyi edersin. Olmayacak bir şey isteme n'olur."
-"Ey prensesim", dedi ona, "bundan böyle seni nerede görebilirim?"
-"Her Cuma aynı saatte, bugün beni gördüğün yerde."
....
O zaman genç kız ona şöyle dedi:
-"Şimdi ya sen gideceksin ya da ben."
-"Peki haydi git. Allah koruyucun olsun."
Bundan sonra genç kız köprüye doğru hareket etti. Onu izleyemedi; çünkü kız, peşinden gelip gelmediğini anlamak için, dönüp arkaya bakıyordu. O köprüyü geçince izini sürmek istedi. Ne ki genç kız yoktu.
"Vallahi," dedi Ebu