İnsanlar muhalefet etmeleri için seçildiğinde sadece bir rol oynarlar. Bu da iki soruna yol açar: Azınlık bakış açısı adına yeteri kadar kararlı ve tutarlı biçimde tartışmazlar ve grup üyeleri tarafından daha az ciddiye alınırlar. “Sırf muhalefet etmiş olmak için muhalefet etmek faydalı değildir. "Muhalefet taklidi yapmak, örneğin rol yapmak da öyle",diye açıklıyor Nemeth bu durumu.
“Gerçeği ya da en iyi çözümleri bulmaktan başka amaçlar için yapılıyorsa bunun bir faydası yoktur. Ama gerçek bir muhalefet düşünceleri harekete geçirir; netleştirir, canlandırır.”
Thoreau bu kısa ama yoğun metninde, bireyin vicdanı ile devletin yasaları çatıştığında vicdanı tercih etmesi gerektiğini savunuyor. Meksika-Amerika Savaşı’na ve köleliğe karşı olduğu için oy vergisini ödemeyip hapse giren Thoreau, bu eylemi üzerinden sivil itaatsizliği temellendiriyor.
Kitapta “Adaletsiz bir yasa varsa, ona uymamak ahlaki bir görevdir” ana fikri öne çıkıyor. Thoreau, bireyin kendi eliyle haksız bir sisteme destek vermesini reddediyor. En çok da şunu sorgulatıyor: Yasal olan her zaman adil midir?
Kısa olmasına rağmen etkisi büyük. Gandhi ve Martin Luther King gibi liderleri doğrudan etkilemiş bir metin. Özellikle devlet-vicdan, yasa-ahlak ilişkisini sorgulayan herkesin mutlaka okuması gereken bir eser.