Bir insanın cehaleti yalnızca yararlı değil, çoğu zaman güzeldir de. Öte yandan, sözde bilgisi çirkin olmanın yanı sıra, zaman zaman yararsızlığın da ötesindedir. Hangisi muhatap alınacak en iyi insandır: Bir konu hakkında hiçbir şey bilmeyen mi, hiçbir şey bilmeyen ve hiçbir şey bilmediğinin farkında olan, ender görülen insan mı, yoksa bir şey hakkında biraz bilgisi olan fakat her şeyi bildiğini düşünen mi?
Bir insan, eğer Türk devletinin uslu bir vatandaşı olursa, Türkiye'de bile zengin olmayı başarabilir.
Konfüçyüs şöyle der: "Eğer bir devlet aklın ilkeleriyle yönetiliyorsa, fakirlik ve sefalet utanılacak şeylerdir; eğer bir devlet aklın ilkeleriyle yönetilmiyorsa, utanılacak şeyler zenginlik ve şan, şereftir."
Eğer adaletsizlik, devlet denen makinenin içindeki zorunlu sürtünmelerden biriyse, bırakın devam etsin; bırakın devam etsin, belki zamanla bir şeyler düzelir, zaten makine de kesinlikle aşınacaktır. Eğer adaletsizliğin —sadece kendine ait olmak üzere— makarası, yayı, ipi ya da vinci varsa, belki de devanın dertten daha beter olacağı yönündeki düşüncenizi bir kez daha gözden geçirmeniz gerekir. Fakat bu, sizin başkasına yapılan bir haksızlığın aktörü olmanızı gerektirecekse, ben derim ki, yasaları çiğneyin gitsin. Bırakın hayatınız bu makineyi durduracak bir karşı sürtünme olsun. Benim yapmam gereken şey, her hâlükârda lanetlediğim bir haksızlığın aktörü olmamaya çalışmaktır.
Adil olmayan yasalar var; onlara boyun eğmekle yetinelim mi, yoksa onları değiştirmek için uğraşırken başarılı olana kadar onlara uyalım mı? Yoksa hiç tereddüt etmeden bu yasaları çiğneyelim mi? Böyle bir devletin boyunduruğundaki insanlar, genelde çoğunluğu bu yasaları değiştirmeye ikna edene kadar beklemeleri gerektiğini düşünür. Eğer direnirlerse, deva derdin kendisinden beter olur diye düşünürler. Ama devanın dertten daha beter olmasının nedeni, devletin ta kendisidir. Bunu devlet daha kötü hâle getirir.
Neden reform geliştirip uygulamaya yanaşmaz? Neden akıllı azınlığa daha fazla değer vermez? Neden daha incinmeden ağlayıp sızlanır? Neden kendi hatalarını tespit edip gösterebilsin diye vatandaşlarını cesaretlendirip daha iyi davranmaya teşvik etmez? Neden hep İsa’yı çarmıha gerer, Kopernik’i ve Luther’i aforoz eder, Washington’ı ve Franklin’i isyancılar olarak gösterir?