*Görünmez Adam* bir zencinin hikayesiydi. Kimse ona dikkat etmiyor, kimse varlığını farketmiyordu. Bir işi yüzüne gözüne bulaştırana kadar. İnsanlar ona bakıyordu da görmüyordu adeta. Konuştuğu zaman kimse cevap vermiyordu. Siyah bir hayaletten farksızdı zavallı. Kitaba bir kere gömülünce, Jhon D. MacDonald okuyormuşum gibi zevk alırdım. Ralph Ellison denilen bu yazar *Beni* anlatıyordu çünkü.
En önemli şeyler, söylemesi en zor olan şeylerdir. Bunları söylerken utanırsınız. Çünkü kelimeler küçültür onları. Kafanızın içindeyken sonsuz gibi, kocaman görünen şeyleri kelimeler hayat boyuna indirger. Ama hepsi bu kadarla da kalmıyor, öyle değil mi? En önemli şeyler, gizli yüreğiniz nereye gömülüyse oraya pek fazla yakındır. Düşmanlarınızın çalmaya can attığı bir hazinenin işaret taşları gibi. Sırrınızı açıklamak size çok pahalıya malolurken , karşınızdaki insanlar size garip garip bakarlar , ne dediğinizi hiç anlamazlar ya da bunun nesini bu kadar önemli bulup yarı ağlar gibi söylediğinize bir anlam veremezler. En kötüsü de bu bence. Sırrın kilitli kalması, söyleyen bulunmadığından değil de; anlayışlı bir kulak bulunmadığından olunca.