Winston kollarını yana indirerek havayı yeniden yavaş yavaş içine çekti. Aklı çiftdüşünün dolambaçlı dünyasına kayıp gitmişti. Hem bilmek hem de bilmemek, bir yandan ustaca uydurulmuş yalanlar söylerken bir yandan da tüm gerçeğin ayırdında olmak, çeliştiklerini bilerek ve her ikisine de inanarak birbirini çürüten iki görüşü aynı anda savunmak; mantığa karşı mantığı kullanmak, ahlaka sahip çıktığını söylerken ahlakı yadsımak, hem demokrasinin olanaksızlığına hem de Parti’nin demokrasinin koruyucusu olduğuna inanmak; unutulması gerekeni unutmak, gerekli olur olmaz yeniden anımsamak, sonra birden yeniden unutuvermek: en önemlisi de aynı işlemi işlemin kendisine de uygulamak. işin asıl inceliği de buradaydı: bilinçli bir biçimde bilinçsizliği özendirmek, sonra da, bit kez daha, az önce uygulamış olduğunuz uykuya yatırmanın ayırdında olmamak. “ Çiftdüşün “ dünyasını anlayabilmek bile çiftdüşünü kullanmayı gerektiriyordu.
Biomortem, Serkan Karaismailoğlu'yla ilk kez tanışmama rağmen yazarın, ufkunun ne kadar geniş olduğunu, kaleminin ne kadar akıcı olduğunu, biyolojiyi bir romanla çok güzel bir şekilde anlatarak verilen bilgileri rahat bir şekilde tahayyül ettirebildiğini görmemi sağladı. Diğer kitaplarını da okumaya teşvik ettiği gibi yeni çıkaracağı kitapları da bekleyeceğim elbette. Kişisel bir tatminlik meselesi olan ters köşeye ilgimden dolayı bu kitapta istediğim ters köşe hissine kapılmış o yüz ifadesini göremedim kendimde. Evet, kitapta bir ters köşe olayı yok. Hatta bazı detayları ben mi kaçırdım yoksa anlatılmamış mı diye okuduklarımı tekrar gözden geçirdiğim de oldu. Bir kaç detay havada kaldı ne yazık ki. Ah Falin, hayatındaki en güzel yaşama fırsatını elde edebileceğin yıllarda senin tabirinle * tümör kanseri * oluşun ne kadar beni üzdüyse ölümüne yakın olan yıllarda hayatının en güzel dönemini yaşaman bir o kadar mutlu etti...
İnsan gerçekten garip bir canlıydı. Ölümü çok iyi tanımasına rağmen ilk karşılaştıklarında sanki onun hakkında bir şey bilmiyormuş gibi tepki vermesi anlamsızdı.