"İtiraf ediyorum, kitap okumak kadar eğlenceli bir şey yokmuş! Kendime ait bir ev sahibi olduğumda, şöyle muazzam bir kütüphane edinmeyi başaramazsam kahrolurum."
Şiddet deyince daha çok fiziksel şiddet akla gelir ve dayak yiyen çocuklar hatırlanır. Halbuki şiddetin insan fıtratını bozan tarafı duygusal etkisidir. Hiçbir çocuk yediği tokadın etkisiyle ağlamaz. Duygu dünyasında hissettiği acı sebebiyle göz yaşlarına boğulur. Zira o an kendini güçsüz, beceriksiz, sevilmeyen, önemsenmeyen, yapayalnız karanlık bir kuyuya atılmış, kimsesiz biri gibi hisseder. Her fiziksel şiddetin duygusal karşılığı insanın içinde vardır.
İnsanın en temel iki hissidir mahcubiyet ve utanma duygusu... İç terazinin dengeleyicisidir bu iki his... İnsanın içindeki taşkınlıkları düzene sokan da bu iki histir.
Bu hisler, çocuğun içindeki hassasiyeti, duyarlılığı sürekli canlı tutar... Bundandır ki, çocuğun mahcubiyet ve utanma duygusuna dokunmamalı, bu duygular zarara uğratılmamalıdır... Çocuk bu terazinin dengesini kaybettiği kadar vicdani dengesini de kaybeder...