Müslüm Öztürk

Müslüm Öztürk
@Musso
18 okur puanı
Mart 2020 tarihinde katıldı
Metaforik alıntılara muazzam derecede düşkünüm, metni noktalama işaretleri ile okurken başka bir anlam noktalama işaretsiz -yalnızca şairin ilk kaleminden çıktığı bakış açısı ile farz ederek- bambaşka bir anlam çıkartmaya bayılıyorum işte tam da böyle bir kesit... "Filozofun söylediği gibi, "bir kez yıkandığın ırmakta bir daha yıkanamazsan", gördüğün rüyanın aynısını da yeniden göremezsin. Prensler de ne kadar uğraşırlarsa uğraşsınlar ne yeniden derin bir uykuya dalabilmişler ne de o muhteşem rüyaya geri dönebilmişler. Ama aşk inatçıdır derler, hemen vazgeçmemişler; sabaha kadar uyumayı deneyerek, ellerinden uçup giden o büyülü anı yeniden yakalamak istemişler. Gelin görün ki uykunun kırıntısı bile düşmemiş gözlerine, saatlerce yataklarında öylece kıpırdanıp durmuşlar. Güneşin ilk ışıkları pencerelerinden süzülürken sonunda teslim olmuşlar, bir daha o rüyayı göremeyeceklerini anlamışlar."
Edebiyat
Reklam
"yaralar vardır hayatta, ruhu cüzam gibi yavaş yavaş ve yalnızlıkta yiyen, kemiren yaralar. kimseye anlatılmaz bu dertler. çünkü henüz çaresi de, devası da yok bu dertlerin. düşündüm, herkesin gökyüzünde bir yıldızı varsa, benim yıldızım uzak, karanlık, anlamsız olmalı. belki de hiç yıldızım olmadı. içimde müphem bir arzu: bir deprem olsa da, bir yıldırım düşse de, sakin pırıl pırıl bir dünyaya yeniden doğsam? azap çeken bir ruh gibi bekliyor, kolluyor, arıyordum, lakin boşuna! dünya,ıssız yaslı bir ev gibi görünüyordu gözüme ve ben bağrımda bir acı duyuyordum. bana göre değildi bu dünya; bir avuç yüzsüz, dilenci, bilgiç, kabadayı, vicdansız, açgözlü içindi; onlar için kurulmuştu bu dünya. gönlümde düğümlenen bir şeydi bu ıstırap, bu kederli hal; kasırgadan az önceki havayı andırıyordu. hissettim ki benim düşüncelerim de dayanıksız bir avuç kor gibidir, kül olmuştur, bir üflemeye bakar. birbirine ters düşen öyle çok şey gördüm, birbiriyle çelişen öyle çok şey duydum ki! artık hiçbir şeye inanmıyorum. bazı kimselerin ölümle savaşı daha yirmisinde başlar; birçokları da yağı bitmiş lambalar gibi, sessiz yavaş, ecelleriyle sönerler. yalnız ölüm yalan söylemez! ölümün varlığı bütün vehim ve hayalleri yok eder. bizler ölümün çocuklarıyız, hayatın aldatmacalarından bizi o kurtarır. kimse göründüğü kadar dayanıklı değildir. sadece görünmeyen yangınlar, duyulmayan fırtınalar, gizlice çürüyen ruhlar vardır. nedir günler, nedir aylar? benim için bir önemi yok bunların; mezarda olan için zaman, anlamını kaybeder."
1000Kitap
Batılıların iletişimi, dilbilimcilerin "transmitor oryantasyonu "olarak adlandırdığı şeyi içeriyor; fikirleri açıkça ve anlaşılır biçimde aktarmak aktaran kişinin sorumluluğudur.
1000Kitap
Kültürel miraslar etkili güçler niteliğinde. Derin köklere sahip ve uzun ömürlü. Kuşaktan kuşağa direniyor, onları yaratmış olan ekonomik, sosyal ve demografik koşullar ortadan kalktığında bile neredeyse hiç bozulmuyor ve tavır ve davranışları yönlendirmekte öyle bir rol oynuyorlar ki onlarsız dünyamıza bir anlam vermek olanaksız.
Edebiyat
Onların dünyası kendilerine en büyük fırsatları sunmuştu: Kültürlerini, kuşaklarını ve aile hikayelerini...
Edebiyat
Reklam