... “Kimseye pabuç bırakmayacaksın. Sen de bağıracaksın, en azından insan kendini iyi hissediyor!” ...
İçini boşaltarak rahatlama -hiddeti dışa vurma- bazen öfkeyle baş etmenin en yüceltilen yöntemidir. Halk arasında yaygın kurama göre, böylece “insan kendini daha iyi hisseder”. Ancak Zillmann'ın bulgularına göre, öfkesini kusarak rahatlama tezine karşıt bir görüş var. Bu görüş, dışavurumun etkilerini deneysel olarak araştıran psikologların, 1950'lerde, öfkeyi kusmanın ondan kurtulmaya pek az yaradığını (tabii öfkenin baştan çıkaran bir yanı olduğundan, kişiler tatmin olduklarını hissedebilir) bulgulamasından beri savunulmaktadır. ...
Tice, öfke kusmayı, yatışmanın en kötü yollarından biri olarak görüyor: Hiddetli patlamalar beyni iyice uyarır ve insanı daha az değil, daha çok öfkelendirir. Tice'a göre, insanlar kendilerini kızdıran kişiden öfkelerinin acısını çıkardıklarını anlattıklarında, bunun etkisi o ruh halini gidermek değil, uzatmak oluyordu. Çok daha etkili olan yöntemse, önce yatışıp sonra daha yapıcı veya kendini ortaya koyacak bir biçimde, o kişiyle yüzleşerek anlaşmazlığı gidermekti. Öfkeyle nasıl baş edilebilir sorusuna, Tibetli bir hoca olan Chogyam Tringpa bir zamanlar şu yanıtı vermişti: “Öfkeni içine atma. Ancak öfkeyle hareket de etme.”