Kendilerine verdiğimiz Kitabı ona yaraşır biçimde, yani manasını anlayıp idrak ederek okuyan ve onu kendilerine bir hayat programı yapanlar var ya, işte ona gerçekten iman edenler bunlardır. Allah'ın kitabını açıkça reddederek veya onunla ilgisini tamamen kopararak onu inkâr edenlere gelince, bunlar da zarara uğrayanların ta kendileridir.
Bugün kadının, tüketim dünyasında deşifre edilerek bir reklam aracı olarak istismar edilmesi, onun haysiyeti itibari ile ne kadar acı ve onur kırıcı bir durumdur.
Oysa kadın, toplumun gerçek mimarı olarak yetiştirilmelidir.O fatihler büyüten bir semavi kucak olmalıdır.
Takva üzerine tesis edilen mescidler ile riya, gösteriş ve rekabet için tesis edilen mescidler arasında dağlar kadar fark vardır. Mescid-ler bu şeyler üzerine tesis edildiğinden beri amacını ve misyonunu yavaş yavaş kaybetmiştir. Mescidlerin durumlarının bu seviyeye gelmesi kasıtsız veya faydasız değildir. Bilakis bu duruma gelmesi bazı odaklar tarafından planlanmıştır. Zalimler bilmektedirler ki İslam onları ve tuğyanlarını reddetmektedir. Bu yüzden mescidlerden çok korkmaktadırlar. Çünkü onlar mescidleri Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sel lem)'in zamanındaki konuma terk ettiklerinde uykularının kaçacağını çok iyi bilmekteler. Zulümlerini ve tuğyanlarını param parça edecek mücahidlerden ve salihlerden müteşekkil bir nesil ortaya çıkacağını tahmin edebiliyorlar. Bu onların en çok korktukları şeylerdir. İşte bütün bunlardan dolayı mescidlere sınırlamalar getirerek, hakimiyetlerine alarak ve devamlı gözetimlerinde tutarak mescidlerin görevini ve misyonunu insanlara kaybettirdiler.
İnsanların çoğu yaratan ve nimetlerle donatan bir Allah'ı kolaylıkla kabul etmektedirler. Fakat kanun koyan, yöneten, cihatla emreden, emirlerine uymayanları hesaba çekecek olan ve kulluk isteyen bir yaratıcıyı kabul etmek insanların çoğuna zor gelmektedir...