Karbonmonoksit sessiz katildir, ne varlığına yönelik işaret verir ne de kurbanları etkisinin farkına varır. Hafif mide bulantısı ve baş ağrısını izleyen birkaç dakika içinde kurbanlar bilincini kaybeder. Ölüm önlenebilse dahi beyin hasarından kaçınılamaz.
Karbonmonoksitin bütün bunlara nasıl yol açtığı oldukça iyi bilinse de son yıllarda onunla ilgili yapılan bir keşif herkesi çok şaşırttı. İnsan vücudu çok küçük bir miktarda karbonmonoksite ihtiyaç duyuyordu ve vücut bu miktarı kendisi üretiyordu. Ayrıca bir gün CO-salan ilaçların tıp dünyasında yer bulması hayli muhtemel. Bu ilaçlar enflamasyonu azaltmakta ya da atardamar duvarlarını rahatlatarak kan akışını arttırmakta kullanılabilecek. Karbonmonoksitin önemli bir işlevi daha var: Organ nakillerinde bağışıklık sistemini baskılayıp organın reddedilmesini önlemek
Bir hastaya kloroform verilirken ortaya çıkabilecek iki tehlike vardı. Çok hızlı şekilde ve çok fazla miktarda verilen kloroform kalbin anında durmasına yol açabilirdi. Daha uzun süreyle az miktarda verilen kloroform ise kalbin atışına müdahale etmese de ciğerleri felç edebilirdi. Viktorya dönemi doktorlarının bu iki tehlikeyi fark etmeleri uzun zaman aldı. Kloroform, beynin solumayı ve kalp atışını kontrol eden bölgesini baskılayabilir ancak asıl zararı kalp kasımı felce uğratarak verir.
Paraquat, kötü şöhretini neden olduğu kazalara borçludur. Özellikle de çocuklar, paraquat eski meşrubat şişelerinde saklandığı nda bu kazalara maruz kalırdı. Meşrubat sandıkları otkıran onları zehirlerdi. Ağız dolusu paraquat yutmak, tıbbi yardımın hızla ulaşamadığı durumlarda kesin bir ölüm anlamına gelirdi. Zehirli tabiatının anlaşılmasıyla birlikte paraquat intihar etmek isteyenlerin de gözdesi oldu. Ayrıca sadece kendi canına kıymak isteyenlerin değil, başkasının canına kast edenlerin de cinayet silahı oldu. Katillerin tek yapması gereken Coca-Cola gibi bir içeceğe gizlice bir çay kaşığı kadar paraquat katmaktı. Bir saat sonra kurbanı hiçbir yardım kurtaramazdı.
Karbonmonoksit; baş ve kas ağrılarının yanı sıra, depresyon, kronik yorgunluk hatta halüsinasyona neden olabilir. Bazen bu belirtiler; evlerinin lanetli olduğuna inanan, korku nöbetleri ve titreme atakları geçiren, ayak seslerini andıran garip sesler duyduğunu iddia eden hatta kimi zaman hayatını kaybeden insanların durumunu açıklamakta kullanılırdı. Hâlbuki eve dadanan çoğu zaman kötü ruhlar değil, karbonmonoksit yayan arızalı bir kazan ya da ısıtıcı olurdu. Arıza giderildi mi lanet de kaldırılmış olurdu. Viktorya dönemi, lanetlerin ve tuhaf dışavurumların altın çağıydı. Bazen insan, bu altın çağda aydınlatma ve mutfakta yaygın olarak kullanılan havagazının son derece etkili olduğunu merak ediyor. Evlerin ve binaların çoğuna iletilen havagazı, kaçınılmaz şekilde yüzde iki-üç oranında karbonmonoksit içerirdi. Havagazının yerini doğal gazın alması, ruhlar âleminin neden artık eskisi kadar hareketli olmadığını açıklamaya yarayabilir.