Antik çağa dair en büyük sıkıntılardan biri döneme ait kaynağın az olması, olanın günümüze gelene kadar ne kadar aslına uygun kaldığıdır. Bu bağlamda alanda eser verenler ellerinde olmadan varsayımlarla hareket etmek zorunda kalırlar. Perikles üzerine yazılan bu kitapta da durum aynı, hatta en başta Martin, bu durumdan bahsederek görüşüne katılmayanlar olabileceğini söylemek nezaketini göstermiş.
İçeriğe gelince, Perikles ve çoğu çağdaşı, insanların -geçim gibi hayatta kalma kaygısı vb.- başka öncelikleri olduğundan uzun bir dönem üzerinde çok da kafa yorulmayan karakterler oldular. Kitabın sonlarına doğru yazarın da bahsettiği gibi artan kültürel gelişmeler ve insanların geçmişe bakış açısının değişmesiyle geçmişin karakterlerinin yaşamları ve düşünceleri önem kazanmaya başladı. Perikles'de gerek Peloponez savaşı gerek anne tarafından gelen "lanet" sebebiyle araştırılanlardan biri oldu.
Eserde en çok ilgimi çeken şeylerden biri, Perikles'in sofistlerle olan ilişkileri ve bu ilişkilerden yaptığı çıkarımların etkisi oldu. “Kederle karşı karşıyayken bilgiye dayalı muhakemede bulunmayı sürdürenler ve eylemleriyle en zor durumlara direnenler, ister devlet ister birey, en güçlü olanlardır." sözünü notlarım arasına kırmızı kalemle yazdım diyebilirim. Yazarın, Perikles'in yaşamının son demleri ve Aspasia ile olan ilişkisine getirdiği bakış açısı da aydınlatıcıydı.
Perikles'in şahsında Sparta-Atina ilişkilerine dair bilgi sahibi olmak ve Delos Birliği'nin işleyişi hakkında detayları öğrenmek isterseniz sıkmayan anlatımıyla bu kitap doğru bir seçim olabilir...
Bir kaç alıntı daha ekleyerek incelememe son vereyim:
"Mutluluğun özgürlük ve özgürlüğün cesaret olduğunu görün ve onları örnek alın." Perikles 'in Cenaze Söylevi'nden.
"Yurttaşlarına her zaman söylediği gibi amacı,