Oğuzhan Âsım Güneş

Yaradan Rabb’inin adıyla “okumak”
Küçük Nusreddin bulutlara bakan büyük hocaların yanına gitti. O da onlarla birlikte gökyüzüne bakmaya başladı. Küçük çocuğun varlığını fark eden yaşlı adam gülümsedikten sonra konuşmaya devam etti. “Senin dediğin gibi olamaz, bence Kemaleddin el-Farisi’nin açıklaması daha akla uygun.” Diğer âlim, küçümser bir edayla karşı çıktı. “Işığı, gözlerin yaydığı bir nur olmaktan çıkarıp her nesneye bir ışınım izafe etmek kadar tuhaf bir açıklama bu da.” “Ah hocam ah, sen daha neredesin? Işığın eşyadan mı, gözden mi çıktığını tartışacaksak optik bahislerine hiç girmeyelim daha iyi.” Ağzı bir karış açık, iki âlimi dinleyen Nusreddin’e daha fazla kayıtsız kalamayan yaşlı âlim, onu kucağına alıp belli belirsiz seçilen gökkuşağını gösterdi. “Söyle bakalım sence bu nasıl oluşuyor?” “Allah yapıyor.” “Eh, bak çocuk en doğrusunu söyledi. Evet, Allah yapıyor ama bunu nasıl yapıyor?” “‘Ol’ diyor ve oluyor.” “Eh o da tabii ama bir sebebe tevessül ediyor, bu sebebi öğrenmek ister misin?” “İsterim.” “Güneş ışığı, gökyüzündeki damlalara girmesi ve çıkması sırasında iki defa kırılır ve iki kat yansımaya yol açar, birbirine oldukça yakın olan saydam ve küresel damlaların özel mahiyetleri ışığın böyle farklı renkler ortaya çıkarmasına sebep olur. Anladın mı?” “Anladım.” Yaşlı adam gülümsedi. Arkadaşına “Bak şu çocuk bile anladı” der gibi baktı. “Gerçekten mi anladın? Tekrar et bakalım o zaman.” “Allah’ın ışığı, Allah’ın damlalarına giriyor, Allah’ın renklerini, Allah’ın kulları görüyor.” | Ahrar
Reklam
İmam Gazali’ye karşı tavrımız ektedir;
“Onun zamanında yaşayanlar, ona ‘Hüccetü’l İslâm’ demişler. Yani İslâm’ın hak bir din olduğunun ispatı. Kimdir o? İmam Gazali. Peki, neyin ispatıdır bu? Yazdığı eserlerde getirdiği hüccetlerle mi ispat etmiştir İslâm’ı? Hayır. Onun varlığıdır İslâm’ı ispat eden. Bu şu demektir: Mademki böyle bir adam vardır, böyle yüce bir adam ve bu adam, böyle büyük ilim bahislerinde, bu yetkinlikle kalem oynatıp kütüphanelere sığmayacak kadar eseri, her sahifesini tezyin ederek yazıp durmaktadır ve mademki bu adam bir Müslüman’dır, öyleyse bu din hak dindir. Çünkü böyle bir adam, ancak hak bir dine mensup olabilir.”
Sayfa 469
Sarayda yaşamıyorsan zenginlikten bahsetme, Bihzad değilsen ressamım deme, Hafız değilsen bir kaç şiir kırıntısı yazdın diye kendine şair deme. Unutma ki, henüz mevcut olmamış milyonların, senin yazdıklarına, söylediklerine ve gösterdiğin tavırlara ihtiyacı yok. Zira mükemmel değilsin aramıyorsun bile, zira dahi değilsin iddia bile etmiyorsun, zira şair değilsin çünkü güzellik seması ile hiçbir bağlantın yok, zira büyük değilsin çünkü gerçek büyüklerle hiçbir ortak noktan yok. Şu halde neden sen de “meslek” denilen şeyleri yapmıyor da, Kamil Beşer’in mülküne giriyorsun? Ne kadar utanmaz ve saygısızsın!
Sayfa 427
Gussadâr
Sanatçının adı kendisine ait değildir, göklerden emanet olarak alınmıştır. Bu yüzden onun isminin şanı adına gösterdiği kibir, aslında emanete gösterilen sadakattir ve sıradan varlıkların manasız kibriyle karıştırılmaz.
Sayfa 426
“Her insana isminden bir nasibi vardır.”
Sayfa 53 - Çocuklar İçin Fiili Bir Dua: İsim Koyma
Reklam