Türkçe’nin güzelliğini ifade edebilecek olan Türk sanatkârı, onun bütün yaratılış safhalarını idrak etmekle mükelleftir.
Misal doğru olmak üzere deriz ki; Bir sedefin içinde okyanusun bütün uğultusu hissedildiği gibi Türkçe’yi ifade etmeyi deruhte eden sanatkârın kalbinde de bütün şiirimiz öyle uğuldamalıdır.
Şiir, rythme yani nazım sanatı olduğu için güfteden önce bir bestedir. Mısralarında nağme hissedilmeyen bir manzuma sadece bir güftedir ki onu nesir sahasına atarız.