Oğuzhan Âsım Güneş

Serceste
Yürü bre yalan dünya Sana konan göçer bir gün İnsan bir ekine misal Seni eken biçer bir gün Ağalar içmesi hoştur O da züğürtlere güçtür Can kafeste duran kuştur Elbet uçar gider bir gün Aşıklar der ki n'olacak Bu dünya mamur olacak Haleb'i Osmanlı alacak Dağı taşa katar bir gün Yerimi serin bucağa Suyumu koyun ocağa Kafamı alin kucağa Garip anam ağlar bir gün Yer yüzünde yeşil yaprak Yer altında kefen yırtmak Yastığımız kara toprak O da bizi atar bir gün Bindirirler cansız ata İndirirler tuta tuta Var dünyadan yol ahrete Yelgin gider salın bir gün
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Serceste
Hey ağalar, ben bir hayrete düştüm, Tanrının ödüncü verilmez oldu. Olanca malımı döksem mezada, Erenler yanında bilinmez oldu. Ustalar yapıyı tersine yapar, Esnaflar işine hileler katar. Zamane kadısı altına tapar, Doğru hak, şeriat sürülmez oldu. Şimdiki beğlerin sazı çalınmaz, Az rüşvet versem de, o da alınmaz. Boynumuza farzdır beş vakit namaz, Tanrının namazı kılınmaz oldu. Karac'oğlan der ki dertlerim çoktur, Ciğer kebap oldu, dermanım yoktur. Sözüm dinletmeye fermanım yoktur, Yiğidin kıymeti bilinmez oldu.
Serceste
Gel aşık bak şu mahlukun işine, Amel kazanmadan sevap istiyor. Umurun halinden bilmeyen kişi, Arifin ağzından cevap istiyor. Dört kapının marızların bilemez, Başı canı Hak yoluna koyamaz. Okuyup da elifbeyi diyemez, Hocaya varmadan kitap istiyor. Fehm etmez kelamı, acıdır sözü, Ne bilsin şekeri, şap sanar tuzu. Kulluk makamına ermeden sözü, Cenab-ı Mevla’dan hitap istiyor. Kaba sofu gibi meydanda çıkar, Yanaşman yanına nefesi kokar. Tilki gibi her deliğe baş sokar, Hemen de camide hattab istiyor. Karac’oğlan der ki çoğaldı adu, Seyrettim cihanı kalmamış tadı. Kanaraya dönmüş kelp ilen kedi, Utanmadan dönmüş kebap istiyor.
yoruma cevap
Yaptın da zulum mü bitti diyen puşt Yazdım sildim, yazdım sildim âr oldu Mısra düzdüğüme bakma, hakkın “hoşt” Genişliğine biçtiğim dar oldu Caka satar da bilmiş takılırsın Yüzünü eteğinle kapatırsın Aynı gemide “biznıs” takılırsın Sustun da şimdi kim berhudâr oldu? Bilmem ki bunların kastı, derdi ne Azdan çok istemek kimin haddine Bize aristokrat, demos’a ib*e Oldun da başın arşa duvar oldu Devekuşuyum der de ihtâr eder Madem kuşsun uç desek deveyim der O vakit yüklen desek inkâr eder Bizdeki aslanlar pek kibâr oldu İster oyna, ister gez, ister oynaş Billahi demem sen de yas tut, ağlaş Bizi itten say da çalıyı dolaş Münhasır’ın sabrı tuz gubâr oldu | Münhasır
Filistin
Kullarımdan hangi millet mazlum hâlinden bilen, Hangi devlettir Cihad’tan bîhaber bir yol tutan? -Vardı Yâ Rabb müslüman devlet fakat envâi tür, Bizmişiz işgâl edilmiş hep meğer Gazze’ydi hür

Nedamet Dergisi

@venedamet
·
Gürkan Pur yazdı: "Bî-Refah"
"-Türk müsün? -Türküm. -Amel, âmâlinin ispâtıdır, Dersin ecdâdımdır, hâlin ceddinin inkârıdır." hâfî nedametdergisi.com/2024/05/28/bi-r...