Gerçi dünyadaki bütün işler değersiz, başkaları istiyor diye kendi tutkusunu, kendi gereksinimini dikkate almadan, para, onur ve başka şeyler uğruna kendini yiyip bitiren insan her zaman budalanın biridir.
Merhabalar, bir kitap yorumuyla daha karşınızdayım. Uzun süredir kalemim ve kağıdımdan uzaktaydım. Bu uzaklığı Sabahattin Ali’nin Kürk Mantolu Madonna ile kapatıyorum.
Sabahattin Ali’nin okuduğum dördüncü kitabı. Yine tüm duyguları bize en derin bir şekilde hissettiren eserlerinden biri…
Raif Bey, sessiz ve kendi halinde, süslü olmayan hayatında yaşamını sürdürür. Bu sessizlik hali diğer insanlar için karşısındakini aşağılayabilecek ve hor görebilecek fırsatı doğuruyordu. Fakat bu Raif Bey’in hor görülecek bir karakteri olduğu için değil, onun iç dünyasındaki haykırışlarını örtüş biçimiydi.
Haykırışlarını, yüreğindeki yorgunluğunu siyah kaplı defterine yazarak dindirmeye çalışmıştı. Bir gün ölüm döşeğine düşen Raif Bey, okuru siyah kaplı defterindeki haykırışlarıyla buruk bir yolculuğa çıkıyor.
Raif Bey, bir gün sokak aralarında dolandığı sırada kendisini bir sanat galerisinde bulur. Tabloları incelerken bir tanesinde takılı kalır ve o tabloya hayran kalır. Bu hayranlığı günlerce sürer. Bir gün tesadüf eseri bu tablonun mimarı olan Maria Puder (Kürk Mantolu Madonna) ile karşılaşır ve hayatlarında değişim başlar. Sanat galerisinde başlayan bu hayranlık, yürüdükleri sokaklarda ve hatıralarında yer almaya başlar. Fakat bir gün Raif Bey’in aldığı bir ölüm haberiyle Ankara’ya dönmek zorunda kalır ve bu hatıraları en derine gömeceği bir hayata sürüklenir.
Seneler sonra bir gün aşkının bir meyvesi olduğunu öğrenir ve onu bilinmezliğe doğru uğurlar.
Evet biliyorum, yarım kalan cümleler ile karşınıza çıktım. Yazarken dahi duraksadığım, duygu yüklü olduğum ândayım. Yazmak istediğim bir çok şey var fakat kitabın tamamını buraya yazmak durumunda kalabilirim… Herkesin ifade ettiği gibi sadece kahve içerken fotoğrafı çekilecek bir eser değildi. Şimdiden iyi okumalar diliyorum.
Ölüm yaşamın karşıtı değildi artık. Ölüm, daha hayatımın başlangıcından itibaren yaşamımın bir parçasıydı, istesem de, istemesem de bunu hiçbir çaba unutturamazdı.